Gazeteci Fatih Altaylı, Borsa İstanbul’da yaşanan gelişmeler ve halka arz süreçleri üzerinden dikkat çeken eleştirilerde bulundu. Altaylı, yüksek borçlu ve riskli şirketlerin halka arz edilmesinden bazı yatırım şirketlerinin ulaştığı piyasa değerlerine kadar birçok başlıkta SPK ve sermaye piyasalarının işleyişini sorguladı.
“Türkiye’nin artık bir de borsa sorunu var”
Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinin ardından bir dostunun kendisini aradığını belirten Altaylı, görüşmede Borsa İstanbul’daki gelişmelerin gündeme geldiğini aktardı.
Altaylı, “Türkiye’nin artık sadece yasa dışı bahis değil, bir de borsa sorunu var” ifadelerini kullanarak, SPK’nın gözetimindeki piyasada yaşandığını öne sürdüğü işlemlere tepki gösterdi.
Halka arzlarda risk tartışmasını gündeme getirdi
Altaylı’nın eleştirilerinin önemli bölümünü halka arzlar oluşturdu. Yüksek borçlu ve yüksek risk taşıyan şirketlere peş peşe halka arz izni verildiğini savunan Altaylı, yatırımcıların söz konusu riskleri yeterince göremediğini öne sürdü.
Altaylı, risklerin özellikle küçük yatırımcının kolaylıkla anlayabileceği şekilde ortaya konulmadığını iddia ederken, bazı şirketlerde halka arz sonrasında yaşanan sert değer kayıplarına da dikkat çekti.
Bazı halka arzlarda yatırımcılardan sağlanan kaynağın şirketten çok ortaklara yaradığını ileri süren Altaylı, hisselerin kısa süre içerisinde ciddi değer kayıpları yaşayabildiğini ifade etti.
“Tüpraş’tan değerli şirketler var”
Altaylı’nın gündeme getirdiği bir diğer konu ise bazı yatırım şirketlerinin Borsa İstanbul’da ulaştığı piyasa değerleri oldu.
Sınırlı varlık ve çalışan sayısına sahip olduğunu belirttiği bazı yatırım şirketlerinin piyasa değerlerinin Türkiye’nin en büyük şirketleriyle yarıştığını söyleyen Altaylı, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’nin en önemli şirketlerinden üç kat değerli ne iş yaptığı belli olmayan şirket borsayı domine ediyor.”
Altaylı, bazı şirketlerin piyasa değerinin Tüpraş’ı dahi geçtiğini belirterek bu şirketlerin faaliyetleri, yatırımları ve kârlılıklarının yatırımcı açısından yeterince anlaşılır olmadığını savundu.
“Servet transferi oluyor”
Borsadaki bu yapının ülke ekonomisine katkı sağlamadığını öne süren Altaylı, sermaye piyasasında oluşan servet transferinin kaynakların verimsiz kullanılmasına neden olduğunu ifade etti.
Altaylı, söz konusu servet transferinin ekonomiye yatırım olarak dönmek yerine lüks araçlar, pahalı konutlar ve yüksek fiyatlı gayrimenkuller üzerinden görüldüğünü savundu.
Ekonomi anketine de dikkat çekti
Altaylı yazısında ekonominin yönetimine ilişkin kamuoyu algısına da değindi. Ank-Ar’ın anketini hatırlatan Altaylı, katılımcıların yüzde 81,1’inin ekonominin kötü yönetildiğini düşündüğünü belirtti.
Altaylı, “Bunca yaygın bir düşüncenin yanlış olması pek de mümkün görünmüyor” ifadelerini kullandı.
Altaylı’nın açıklamaları, özellikle halka arzların niteliği, küçük yatırımcının korunması, şirket değerlemeleri ve sermaye piyasalarındaki denetim mekanizmaları açısından yeni bir tartışmanın fitilini ateşleyebilecek nitelikte.














