Tera Portföy, fonlarında katılma paylarının iade esaslarını değiştirmeye başladı. KAP’a yapılan açıklamada, kararın arkasındaki gerekçe açık biçimde ortaya konuldu: Fon portföylerinin likidite yapısı, portföydeki varlıkların mevcut piyasa koşullarındaki işlem hacmi ve yatırımcılardan gelebilecek iade taleplerinin fon portföyü üzerindeki etkileri.
Düzenlemenin dayanağını, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 28 Ağustos 2026 tarih ve 52/1589 sayılı kararı oluşturuyor.
Tera Portföy tarafından KAP’a yapılan açıklamada, fon portföyünün likidite riskinin etkin şekilde yönetilmesi, yatırımcıların katılma payı iade taleplerinin sağlıklı biçimde karşılanabilmesi ve portföy varlıklarının yatırımcıların aleyhine olabilecek piyasa koşullarında elden çıkarılmasının önlenmesinin amaçlandığı belirtildi.
Bir başka ifadeyle Tera, yatırımcı çıkışlarının fonu zorunlu ve hızlı varlık satışına sürüklememesi için çıkış takvimini yeniden düzenliyor.
DOH’da T+2 dönemi sona eriyor
Değişikliğin boyutunu Tera Portföy Dördüncü Hisse Senedi Serbest (TL) Fon (DOH) üzerinden görmek mümkün.
Mevcut uygulamada DOH’un birim pay değeri her iş günü hesaplanıyor, yatırımcıların satış talimatları her iş günü kabul ediliyor ve satış bedelleri T+2 iş gününde yatırımcılara ödeniyordu.
Yeni sistemde ise bu yapı önemli ölçüde değişiyor.
Fonun birim pay değeri artık ayda yalnızca bir kez, ayın 15’inci günü hesaplanacak. Ayın 15’inin tatil gününe denk gelmesi halinde değerleme takip eden ilk iş gününde yapılacak.
Yatırımcılar her iş günü satış talimatı vermeye devam edebilecek. Ancak yatırımcının fondan hangi fiyatla çıkacağı, talimat verdiği gün değil, değerleme gününde hesaplanan birim pay fiyatıyla belirlenecek.
Para da hemen ödenmeyecek.
Satış bedeli, fiyatın hesaplandığı tarihi takip eden 10’uncu iş gününde yatırımcının hesabına geçecek.
Yeni uygulama, 16 Eylül 2026 saat 13.31’den itibaren iletilen katılma payı satış talimatları için geçerli olacak.
Tera gerekçesini KAP’ta açıkça yazdı
Buradaki en dikkat çekici bölüm ise değişikliğin gerekçesi.
Tera Portföy, KAP açıklamasında değerlendirme yapılırken üç unsuru birlikte ele aldığını belirtiyor:
Fon portföyünün likidite yapısı, portföyde bulunan varlıkların mevcut piyasa koşullarındaki işlem hacmi ve katılma payı iade taleplerinin fon portföyü üzerindeki etkileri.
Bu ifadeler önemli.
Çünkü fonlarda son dönemde tartıştığımız risklerden biri tam olarak buydu: Bir fon belirli hisselerde yüksek pozisyon taşırken yatırımcıların aynı dönemde yoğun şekilde çıkış yapmak istemesi halinde, fon bu çıkışları karşılamak için portföyündeki hisseleri ne kadar sürede ve hangi fiyatlardan satabilecek?
Tera’nın yeni uygulaması fon yöneticisine bu konuda daha geniş bir hareket alanı sağlıyor.
Çıkabilirsiniz ama fiyatınızı hemen bilemeyeceksiniz
Yeni sistemin yatırımcı açısından karşılığı da oldukça açık.
Yatırımcı yine her iş günü satış talimatı verebilecek. Ancak satış emrinin verildiği gün fiyat kesinleşmeyecek.
Ayın 15’indeki değerleme beklenecek.
Daha sonra da ödemenin yapılması için 10 iş günlük süre başlayacak.
Dolayısıyla yeni sistem, yatırımcının fondan çıkışını engellemiyor ancak çıkışın fiyatlanmasını ve paraya erişimi daha uzun bir takvime yayıyor.
Bunun karşılığında fon yönetimi, yüksek miktarlı çıkışlarla karşılaşması halinde portföydeki varlıkları kısa sürede ve olumsuz piyasa koşullarında satmak zorunda kalmamak için zaman kazanıyor.
Çıkanın parası kadar kalanın hakkı
Aslında KAP açıklamasındaki en önemli ifade de burada.
Değişikliğin amaçlarından biri doğrudan “Fon katılma payı sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması” olarak belirtiliyor.
Çünkü fonlarda likidite yönetimi yalnızca fondan çıkmak isteyen yatırımcının parasını ödemekten ibaret değil.
Bir yatırımcının çıkışını karşılamak amacıyla portföyde hızlı satış yapılması, özellikle likiditesi sınırlı hisselerde fiyatları aşağı çekerse bunun maliyeti fonda kalan yatırımcılara yansıyabilir.
Bu nedenle mesele yalnızca:
“Çıkan yatırımcının parasını nasıl ödeyeceğiz?”
değil.
Asıl soru aynı zamanda şu:
“Çıkan yatırımcının parasını öderken fonda kalan yatırımcının hakkını nasıl koruyacağız?”














