Şöyle düşünün…
Bir masada yemek yeniyor. Siparişleri başkaları veriyor, ne yenileceğine başkaları karar veriyor, hesap da giderek kabarıyor.
Siz o masada hiç oturmamışsınız.
Sonra yemek bitiyor, garson geliyor, önünüze bir sandalye çekip hesabı bırakıyor.
“Bir dakika, ben bu yemeği yemedim ki…”
Borsa İstanbul’da bugün ekranlara yansıyan görüntü biraz da bunu hatırlatıyor.
BIST 100’de anlık kayıp yüzde 3,50 civarında. Bu zaten başlı başına sert bir hareket. Fakat hisselere tek tek bakıldığında tablo çok daha ağır.
Görüntülerin alındığı 10.50-10.52 saatleri arasında KARCI, KARSN, ANELE, CITAS, IZFAS, TERA, ALKLC, DSTKF, EMPAE, IEYHO, PEKGY, TRHOL, LYDHO, SASA ve TEHOL yüzde 10 kayıpla işlem görüyordu.
BAHKM, KARTN, GIPTA, MOGAN, DUNYH, OZATD, ISVEA, AHSGY ve MANAS yüzde 9,99; KUYAS, GUBRF ve MIATK yüzde 9,98; TMPOL, ICUGS, SVGYO, KTLEV ve BEYAZ ise yüzde 9,97 civarında eksideydi.
SEGMN, EFOR, HEDEF, SANFM, KOCMT, GUNDG, PRZMA, GESAN, BINHO, ODINE, EUPWR ve BIGEN gibi çok sayıda hissede de kayıplar günlük düşüş sınırına yaklaşmıştı.
Yani bugün birkaç hissede yaşanan münferit bir satıştan bahsetmiyoruz. Farklı sektörlerden çok sayıda şirket aynı anda sert satışla karşı karşıya.
Peki ne oluyor?
Burada kolay olan bir neden bulup bütün faturayı ona kesmek. Ancak piyasada bugün tek bir başlık yok.
Küresel tarafta gözler Fed’in açıklayacağı faiz kararında. ABD tahvil getirilerindeki hareketlilik ve petrol fiyatlarının seyri de risk iştahını etkileyen başlıklar arasında.
İçeride ise son günlerde fon piyasasında yaşanan gelişmeler dikkatle izleniyor.
Bazı fonlardan yüksek tutarlı çıkışların yaşandığı bir dönemde, yatırımcıların iade taleplerinin karşılanabilmesi için nakit gerekiyor. Yeterli nakit bulunmadığında portföydeki varlıkların satılması da seçeneklerden biri.
Dolayısıyla bugünkü düşüşün tamamını fonlara bağlamak mümkün değil. Ama şu soruyu sormak da kaçınılmaz:
Fonlardan yaşanan çıkışların oluşturduğu nakit ihtiyacı, portföylerdeki hisse satışlarını artırarak piyasadaki mevcut baskıyı daha da büyütüyor olabilir mi?
Bunun cevabını verebilmek için satışların kimlerden geldiğini görmek gerekiyor. Şu aşamada elimizde bugünkü hareketin ne kadarının fon kaynaklı olduğunu gösteren net bir veri yok.
Ama küçük yatırımcı açısından işin başka bir tarafı var.
Fonlar büyük pozisyonlar oluştururken hangi hissenin alınacağına küçük yatırımcı karar vermedi. Hangi şirkette ne kadar pozisyon taşınacağını da o belirlemedi.
O masada değildi.
Şimdi eğer bu pozisyonların bir bölümünde nakit ihtiyacı nedeniyle satış yapılıyorsa, aynı hisseleri elinde bulunduran küçük yatırımcı da fiyat hareketinin ortasında kalıyor.
Üstelik bazı hisselerde mesele artık yalnızca fiyatın düşmesi de değil.
Hisse tabana geldiğinde karşı tarafta yeterli alıcı bulunmazsa satmak isteyen yatırımcının emri gerçekleşmeyebiliyor. Günlük fiyat marjı düşüşü o gün için sınırlıyor ama satış isteğini ortadan kaldırmıyor.
Bu nedenle önümüzdeki seanslarda sadece endeksin nereye gideceğine değil, tabana gelen hisselerde alıcıların geri dönüp dönmeyeceğine de bakılacak.
Ve dönelim yazının başındaki hesaba.
Fed, tahvil getirileri, petrol, içeride fon piyasasında yaşananlar… Bugünkü satışın arkasında birden fazla başlık olabilir. Hangisinin ne kadar etkili olduğunu önümüzdeki süreçte daha net göreceğiz.
Ama bugün ekrana bakan küçük yatırımcının sormaya başladığı soru çok daha basit:
Yemeği beraber yemedik, hesaba ortak mı olduk?














