NEDİR BU MEŞHUR “MAKUL ŞÜPHE” KAVRAMI?
- Sermaye Piyasası Kurulu., 03/04/2026 tarih ve 2026/1 s. HB ile duyurduğu üzere; “Ulaşlar Turizm Enerji Tarım Gıda ve İnşaat Yatırımları AŞ (ULAS) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun (SPKn) 107/1 veya 104 üncü maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle;” ilgili kişiler hakkında 6 aylık geçici işlem yasağı uygulanmasına karar vermiştir.
- Nitekim, “Özsu Balık Üretim AŞ (OZSUB) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde SPKn 107/1 veya 104. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle” de bir kişiye geçici işlem yasağı getirilmiştir (18.03.2026 t.li HB).
Bu yazımızda, eminiz ki bir çok yatırımcının ve piyasa oyuncusunun kafasını kurcalayan, SPKn. ve ilgili mevzuat kapsamında “makul şüphe” kavramından ne anlaşılmalıdır? SPK, bu kavrama ulaşırken hangi verilerden hareket eder? Sonuçları nedir? gibi soruları imkan ölçüsünde yanıtlayacağız.
Hepimizin bildiği gibi, SPKr.nun, V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali Ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği’nin ; “İşlem yapma yasağı tedbirinin uygulanacağı haller” başlıklı md. 5/1 . hükmüne göre; Kurulca yapılan incelemelerde, haklarında makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri hakkında, incelemenin sonuçlanması beklenmeksizin Kurul tarafından borsalarda işlem yapma yasağı kararı verilebileceği; ve Kurul’un bu süreyi 6 ay daha uzatmaya yetkili olduğu (md.6) açıktır.
“Makul Şüphe” kavramı da aynı Tebliğ’in md.4/1-g hükmüne göre ;
“g) Makul şüphe: Sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin
- işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler,
- sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri,
- fiili dolaşım oranları,
- sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar,
- ihbar veya şikâyetler
- ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak
yapılan incelemeler sonucunda Kanunun 106 ncı ve 107 nci maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüpheyi,”
ifade eder.
Görüldüğü üzere, SPK Tebliği’nde yer alan “makul şüphe” kavramı , kesin kanıt gerektirmeyen ancak somut ve ölçülebilir bulgulara dayalı olarak şekillenir ve “ile bunları destekleyen emareler” ifadesiyle de maddede sayılan unsurlarla sınırlı olmadan, İdare’nin “işlem yasağı“ kararında rol oynar .
Bu haliyle, teorik olarak; md.4/1-g hükmünde belirtilen bulgularla ulaşıldığı nazara alındığında, Tebliğ kapsamındaki “makul şüphe” kavramının, “soyut bir takım şüpheler nedeniyle başvurularak, mülkiyet hakkının zedelenmesine neden olan” bir kavram olarak değil, AKSİNE Tebliğ’de “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” şeklinde oluşturulduğu yorumu yapılabilir.
Ancak, uygulamada “makul şüphe” kavramının rolü sadece 6 ay süreyle geçici işlem yasağı tesisi ile sınırlı kalmaz, görevi/rolü devam eder. Zira, 6 aylık geçici işlem yasağı kararı ile birlikte konu hakkında bir incelemenin başladığı ve halen devam ettiği anlaşılmış olur. İncelemenin sonunda, ilk o 6 aylık geçici işlem yasağına vücut veren tespit ve bulgular “destekleyici diğer emareler” ile birlikte devamında, Kurul tarafından idari para cezası veya suç duyurusu şeklinde tesis edilecek asıl işlemi de şekillendirir.
Nitekim, Kurul’un, 6362 sy. Yasa md.1 delaleti ile “piyasayı ve yatırımcıları koruma aracı (proactive- measurement) “ olarak kullandığı 6 aylık geçici işlem yasağı tedbirinin dayanağı olan “makul şüphe” kavramının;
- Kurul tarafından somut olay ve kişi/kişiler özelinde nasıl ele alındığı,
- olguların nasıl yorumlandığı ve
- “makul şüphe”ye hangi somut verilerle nasıl ulaşıldığı hususları; bu kavramı, olası bir İdare veya Ceza Mahkemesi yargılamasında, dosyanın rapor için tevdii edildiği bilirkişiler ve nihayetinde Mahkeme Yargıcı tarafından, dosyadaki diğer olgularla birlikte; yerindelik/ölçülülük /fiilin doğru tavsifi ve nihayet suçun unsurları açısından tartışılan, irdelenen ve değerlendirilen “dosyanın esası açısından kritik” eskilerin deyimiyle , “esasa müessir” bir hukuki araç haline getirmektedir.
Emsal yargı kararlarında da vurgulandığı üzere; “Makul şüphe, her bir olayın özelliğine göre değişkenlik göstereceğinden makul şüphenin hangi koşullarda gerçekleşeceğinin önceden öngörülebilmesi mümkün olmayıp anılan kavramın doktrin, uygulama ve yargı kararları ile anlam ve içeriğinin gelişip değişeceğinde kuşku yoktur. Nitekim, Yargıtay CGK da emsal bir kararında; makul şüphenin somut olgulara dayanması gerektiğini ifade etmiştir. “
Somut bir olayda, Yüksek Mahkeme de; makul şüphenin varlığından sözedebilmek için;
- Hakkında işlem yasağı uygulanan kişinin, en fazla fiyat yükseltici ve/veya kendinden kendine/karşılıklı işlem gerçekleştiren kişiler ile arasındaki bağlantının araştırmasının yapılması,
- Bu bağlantının somut bir şekilde ortaya konması ,
- Fiilin ne şekilde gerçekleştirildiğine dair somut verilere yer verilmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Son Söz: Gerek sermaye piyasası işlemlerinizde gerekse hayatınızda “makul şüphe” kapsamına/radarına girebilecek iş, işlem ve fillerden uzak durmanız temennisiyle hayırlı, bereketli bol kazançlar dileriz.
Saygılarımızla
Av.Sanlı BAŞ


