“PİYASA DOLANDIRICILIĞI” (SPKN.Md.107) FİİLİNDEN MAHKUMİYETİN OLASI MALİ SONUÇLARINDAN “MALEN SORUMLULUK” VE “MALEN SORUMLU” KAVRAMLARI ÜZERİNE;
Bu yazımızda, dün gündeme düşen ve uzun süredir kamuoyunu meşgul eden, Nihat Özçelik ve birtakım şüphelilerin kamuya açık kaynaklarda yer aldığı şekliyle;
“İddianamede, “Baykuş” lakabıyla bilinen Nihat Özçelik’in liderliğinde faaliyet gösterdiği öne sürülen suç örgütünün; emir bazlı borsa manipülasyonu, şirket bilgilerini yanıltıcı şekilde sunma ve suç gelirlerini ticari faaliyetler içinde gizleme yöntemlerini kullandığı belirtildi. Özellikle PAMEL ve INVES hisselerinde gerçekleştirilen işlemlerle yapay fiyat oluşumu sağlandığı, bu sayede yatırımcı davranışlarının yönlendirildiği ifade edildi. Bazı işlemlerde manipülasyon yaptıkları iddiasıyla yürütülen soruşturmada aralarında Nihat Özçelik ile Işık Ökte’nin de bulunduğu 41 şüpheli hakkında 5 yıldan 34 yıla kadar değişen oranlarda hapis istemiyle iddianame düzenlendi.
Hazırlanan iddianamede, Nihat Özçelik, Cem Özçelik ile Işık Ökte’nin de bulunduğu 13’ü tutuklu 41 kişi “şüpheli”, Investco Holding AŞ, Hat Holding AŞ, Verusa Holding AŞ, Pamel Yenilenebilir Elektrik Üretim AŞ, Galata Altın İşletmeleri AŞ ile Pan Teknoloji AŞ’nin de arasında olduğu toplam 24 şirket “malen sorumlu“, Sermaye Piyasası Kurulu Başkanlığı (SPK) ise “ihbar eden” sıfatıyla yer aldı.”
Şeklindeki haberlerden hareketle 5271 sy. CMK ile getirilen “malen sorumlu” kimdir? “Malen sorumluluk” nedir? kavramlarını irdeleyeceğiz.
Esasen, haberlerde yer alan “malen sorumlu” kavramı daha önce;
“…örgütün faaliyetlerine özgülenmiş olan malen sorumlu Hat Holding Anonim Şirketi ve Investco Holding Anonim Şirketinin mal varlıklarına ve şüphelilere ait hisse paylarına İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 04.11.2025 tarih ve 2025/11423 değişik iş sayılı kararıyla el konulmuştur. Soruşturmanın salahiyeti adına mali kayıtların muhafazası ve bireysel yatırımcının korunabilmesi için el konulan payların yönetimi hususunda İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 2025/11425 değişik iş sayılı kararıyla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu kayyım olarak atanmıştır.”
Şeklindeki İstanbul C. Başsavcılığı’nın 05.11.2025 tarihli Basın Açıklaması’nda kullanılmıştı.
Bu noktada, SPKn.md107/1 hükmünden mahkumiyetin yasa gereği doğal sonucu olan hapis cezasının yanısıra cezai (bir anlamda mali de denebilecek) bir diğer sonucu olan “adli para cezasına” mahkumiyetten tamamen farklı olarak yine sanıklar ve/veya bağlantılı gerçek/tüzel yanısıra cezai belki de daha ağır mali sonuçlar doğurabilecek olan “malen sorumlu”, “malen sorumluluk” kavramlarını yerimiz yanısıra cezai çalışacağız.
“Malen Sorumlu” 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) “Tanımlar” başlıklı 2. maddesinde “yargılama konusu işin hükme bağlanması ve bunun kesinleşmesinden sonra, maddi ve mali sorumluluk taşıyarak hükmün sonuçlarından etkilenecek veya bunlara katlanacak kişi” olarak tanımlanmakta ve CMK md.237/1 hükmüne göre davaya katılma hakkı tanınmaktadır.
“Davaya katılan/müdahil” ile “malen sorumlu” arasındaki temel fark; her ne kadar ikisi de katılma hakkına sahip olsa da sanık/sanıkların mahkumiyetiyle birlikte malen sorumlunun tazminat sorumluluğu ortaya çıkacağı için malen sorumlunun hukuki yararı suçtan zarar görenin aksine sanığın beraat etmesi yönündedir ve bu nedenle de çıkarları sanıkla aynı yönde olan malen sorumlu savcının değil sanığın yanında davaya katılmaktadır.
Buradan hareketle; SPK suçlarında “korunmak istenen yarar” ve “zarar” kavramları, Yargı kararlarında nasıl ele alınıyor hususuna da değinmek gerekir ise; Sermaye piyasası suçlarında ama özelde SPKn.md.107/1’de belirtilen suç tipinde “korunmak istenen yarar” emsal bir Yargıtay 19. CD kararında;
“Sermaye piyasası araçlarına yönelik aldatıcı hareketlerden birisi olarak piyasa dolandırıcılığının suç olarak düzenlenmesiyle, bütünü itibariyle milli ekonomiye kaynak yaratan borsanın ve borsada faaliyet gösteren veya bu alanda ileride faaliyet göstermek isteyen yatırımcıların sahip olduğu veya olabilecekleri sermaye piyasası araçlarının değerlerinin yapay şekilde etkilenmesi tehlikesi önlenmek suretiyle, bir bütün olarak milli ekonominin korunması yanında bireysel yatırımcıların mali hakları da korunmak istemektedir.” ,
ve yine aynı kararda suçun mağduru;
“Dar anlamda yani suçun doğrudan mağdurunun ise sermaye piyasalarının ve dolayısıyla ekonominin etkin ve rekabetçi kurallar çerçevesinde yürümesinde çıkarı bulunan tüm bireyler ile suça konu halka açık ortaklık nezdindeki karları veya malvarlıkları azaltılan ya da artması engellenen kişiler olduğu kuşkusuzdur. “
Şeklinde ifade edilmiştir.
Ve kararda yer alan, aslında “malen sorumluları” doğrudan ilgilendiren can alıcı nokta da;
“atılı suçtan bireysel yatırımcılar, halka açık ortaklıklar ve milli ekonominin de bir bütün olarak zarar gördüğü nazara alındığında, suçtan doğan zararın ülkenin ekonomik varlığının mümessili olan Hazine’ye ödenmesinin zorunluluk arz ettiği,”
Hususudur.
Yukarıda değindiğimiz “malen sorumlu” gerçek/tüzel kişilerin, yargılaması yapılan sanık/sanıkların mahkumiyetlerine karar verilmesi halinde verdikleri zararın tazmini ile sorumlu olmaları ve Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin değindiğimiz “zararın Hazine’ye ödenmesi” gerektiği görüşünden hareketle;
- Yazımızın başında yer verdiğimiz, kamuoyunda Nihat Özçelik dosyası olarak bilinen dosyanın iddianamesinde “malen sorumlu” olarak yer alan halka açık/kapalı Şirketlerin, dosyada yargılanan kişilerin mahkûm olmaları ve kararın kesinleşmesi halinde, dosya kapsamında tespit edilen zarardan malen sorumlu olmaları ve zararı tazmin etmeleri konusu gündeme gelebilecek,
- Yanısıra eşanlı olarak, TCK’nun “Kazanç müsaderesi” başlıklı md.55 hükmü gereği; şüphelilere ait “Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların”
- Veya “Müsadere konusu eşya veya maddi menfaatlere el konulamadığı veya bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların karşılığını oluşturan değerlerin” MÜSADERE’sine (ZORALIM) hükmedilebilecektir.
Son Söz: Eski adıyla manipülasyon yeni adıyla “Piyasa Dolandırıcılığı” deyip geçmemek, bu fiillerin yanısıra;
- “Suçtan elde edilen gelirlerin aklanması”, “nitelikli dolandırıcılık”, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” gibi her biri ayrı bir çalışma konusu olabilecek derinlikte suç tiplerini içeren ve
- Ağır cezai ve mali sorumluluk ile karşı karşıya bırakabilecek iddianameler ve yargılamalar ile karşılaşmamak için,
- Yatırımcılarımızın hesaplarını asla başkalarına kullandırmamaları, para ve/veya hisse transferi yaptıkları kişilere dikkat etmeleri,
- Sosyal medyada üye oldukları, iletişim kurdukları kişi/gruplara dikkat etmeleri,
- Manipülatif/piyasa bozucu olarak nitelendirilebilecek işlemlerden uzak durmalarını önemle tavsiye eder, hayırlı, bereketli kazançlar dileriz.
Av. Sanlı Baş



