Haftanın dördüncü işlem gününde küresel piyasalar, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) sürpriz “şahin” tutanakları ve Orta Doğu’da yeniden alevlenen jeopolitik risklerin gölgesinde yön bulmaya çalışıyor. Asya’daki Ay Yeni Yılı tatili nedeniyle işlem hacimlerinin sığ kaldığı bir ortamda emtia fiyatları yukarı yönlü güçlü bir ivme yakalarken, beklentileri aşan ABD verilerinden beslenen Dolar Endeksi zirve tazeledi. Yurt içinde ise Dolar/TL kuru, Merkez Bankası’nın agresif faiz indirimleri ve kontrollü devalüasyon stratejisiyle tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı.
Altın ve Jeopolitik Riskler: Hedef 5.000 Dolar
Altın piyasasında (XAU/USD), ons fiyatı önceki seanstaki yüzde 2’lik güçlü yükselişini genişleterek 5.000 Dolar psikolojik sınırına doğru tırmanışa geçti. Bu yükselişin arkasında yatan en büyük itici güç, Çin’deki Ay Yeni Yılı tatili nedeniyle fiziksel talebin ve likiditenin azalmasına rağmen, ABD ile İran arasındaki jeopolitik gerilimin hızla tırmanması oldu. Bölgedeki sonuçsuz kalan görüşmelerin ardından ABD’nin haftalar sürebilecek olası bir askeri harekata girişebileceği yönündeki haber akışları, “güvenli liman” talebini adeta patlattı.
Öte yandan, yayımlanan ocak ayı Fed toplantı tutanakları yatırımcı cephesinde kafa karışıklığı yarattı. Üyelerin bir kısmı enflasyon verileri iyileşene kadar faiz indirimlerine ara verilmesini savunurken, bazılarının olası bir “faiz artırımı” ihtimalini dahi masaya getirmesi sürpriz oldu. Piyasalar, bu karmaşık tabloyu netleştirmek ve faiz rotasını çizebilmek adına bu hafta açıklanacak olan PCE (Kişisel Tüketim Harcamaları) enflasyonu ve öncü büyüme (GSYH) verilerine kilitlenmiş durumda.

Gümüşteki Toparlanma: 78 Dolara Doğru Kararlı Adımlar
Gümüş cephesinde de (XAG/USD) altına paralel, ancak dinamiği yüksek bir toparlanma süreci izleniyor. Ons fiyatı 78 Dolar seviyesine doğru tırmanarak değerli metaller genelindeki pozitif havayı yansıtıyor. Güçlü ABD verileri ve şahin Fed mesajlarıyla değer kazanan dolara rağmen gümüşün direncini kırmaması, jeopolitik risklerin fiyatlamalardaki ağırlığını kanıtlıyor.
ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını artırması ve Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinin somut bir ilerleme kaydedilemeden sona ermesi, gümüş yatırımcısını koruma güdüsüyle hareket etmeye itti. Her ne kadar yatırımcılar, Fed’in faiz indirim beklentilerini törpüleyerek yıl sonuna kadar sadece iki adet 25 baz puanlık indirim (toplam 50 baz puan) öngörse de, endüstriyel ve güvenli liman talebinin güçlü birleşimi gümüşü ayakta tutmaya devam ediyor.

Dolar Endeksi (DXY): Dolar ve Şahin Fed Etkisi
Küresel döviz piyasalarında Dolar Endeksi (DXY), önceki seansta yaşadığı sert sıçramanın ardından 97,7 seviyelerinde gücünü pekiştiriyor. Endeksteki bu sağlam duruşun arkasında iki temel faktör yatıyor: Birincisi, Fed tutanaklarında ortaya çıkan ve faiz indirimlerinin zorlaşabileceğini, hatta gerektiğinde faiz artırımlarına açık kapı bırakılması gerektiğini savunan ayrışma. İkincisi ise Amerikan ekonomisinin soğumaya niyetinin olmadığını gösteren çok güçlü makro veriler.
Sanayi üretiminin son bir yılın en hızlı artışını kaydetmesi, çekirdek sermaye malı siparişlerinin beklentileri aşması ve konut başlangıçlarının beş ayın zirvesine çıkması, “ekonomi hala sıcak” mesajı vererek doları destekliyor. Yatırımcıların dikkati şimdi işsizlik maaşı başvuruları ve enflasyon raporlarına kaymış durumda.

🇹🇷 Dolar/TL ve Merkez Bankası: Kur 43,70’de, Alım Gücü Baskı Altında
Yurt içi piyasalarda Dolar/TL kuru, şubat ayında 43,70 seviyesini test ederek tüm zamanların en yüksek (TL için en düşük) noktasına ulaştı. Bu tarihi zirve, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) döviz akışını ve rezervlerini yöneterek uyguladığı “kontrollü devalüasyon” stratejisinin doğrudan bir yansıması. Geçtiğimiz yıl dolara karşı değerinin yüzde 20’sini kaybeden Türk Lirası, bu yıl da enflasyonist baskılar ve gevşeyen para politikası altında ezilmeye devam ediyor. TCMB’nin ocak ayı toplantısında sürpriz bir kararla politika faizini 10,5 puan birden indirerek yüzde 37’ye çekmesi, kurdaki yukarı yönlü ivmeyi hızlandıran ana etken oldu. Merkez Bankası her ne kadar çekirdek enflasyondaki yavaşlamayı gerekçe gösterse de, gıda fiyatlarının yukarı ittiği manşet enflasyonun yüzde 31 bandında katılaşması ve asgari ücrete yapılan yüzde 27’lik zammın resmi enflasyonun bile altında kalması, hanehalkının alım gücündeki dramatik erimeyi net bir şekilde ortaya koyuyor.


















