Türkiye bankacılık sektörü, 2022’den bu yana karı neredeyse 11 kat artırarak, 93 milyar liradan neredeyse 940 milyar liraya çıkardı. Bu artış sadece kredi faizlerinden değil, hizmet ücretleri, EFT ve havale masrafları, saklama ve sigorta bedelleri gibi “küçük” kalemlerden sağlandı. Böylece sıradan bankacılık işlemleri sıradan kalmaktan çıktı.
Bankalar Hizmet Ücretlerinden Zenginleşiyor
Bankalar, klasik faiz gelirlerinin ötesinde, müşterilerden aldıkları ücret ve komisyonlarla da gelirlerini katladı. 2026’nın başında yürürlüğe giren yeni ücret tarifelerine göre EFT ve havale ücretleri, 2025 enflasyonuna göre yaklaşık %30,9 oranında artırıldı. Ücretler şimdi 8,37 TL’den başlayıp büyük transferlerde 209,38 TL’ye kadar çıkıyor.
Bankalar bu değişimi, fiyat listelerini resmi TÜİK enflasyonuna göre otomatik güncelleyerek yaptı. Yani bu ücret artışları Türkiye’nin ekonomik durumunun yansıması gibi sunulsa da, müşteriye binen mali yük her yıl biraz daha ağırlaşıyor.
Net Kâr Rekor Üstüne Rekor
BDDK verilerine göre 2025 yılını kapsayan net kar rakamları şöyle şekillendi:
- Ocak–Mayıs 2025’de 326,5 milyar TL kar kaydedildi.
- Temmuz 2025’de 479,2 milyar TL, Ağustos’ta 563,4 milyar TL seviyesine çıktı.
- Ekim ve Kasım dönemlerinde 751,6 milyar TL ile 842,8 milyar TL gibi devasa rakamlar görüldü.
- Aralık 2025 sonunda ise toplam net kar 940,2 milyar TL olarak açıklandı.
Bu rakamlar, bankaların sadece faiz gelirleriyle değil, faiz dışı gelir kalemleriyle de büyüdüğünün somut göstergesi. Özellikle kredi kartı aidatları, otomatik ödeme talimatları ve dijital transfer ücretleri, sektörün gelir tablosunda giderek daha büyük pay kapıyor.
Bankalar zamanla otomatik ödeme talimatı üzerinden de ciddi gelir elde etmeye başladı. Daha önce düşük sabit ücretler alınırken, şimdi bu oranlar kredi kartı bakiyesi üzerinden %4’ün üzerine kadar çıkabiliyor. Bu, tüketicinin farkında olmadan daha yüksek maliyetler üstlenmesine yol açıyor.
Büyüyen Aktifler, Artan Borçlar
Bankacılık sistemindeki aktif büyüklük de 2025 boyunca artış gösterdi. Krediler toplamı 19 trilyon TL’yi aşarken, tüketici kredileri ve kredi kartı borçları milyarlarca liraya ulaştı. Böylece sadece bankalar değil, müşteriler de büyüyen borç yüküyle karşı karşıya.
Eleştiriler: “Deli Dumrul Vergisi”nden Farkı Ne?
Ekonomi çevreleri bankacılık sektöründeki bu fiyatlandırmayı eleştiriyor. Özellikle küçük işlemler üzerinden kesilen yüksek ücretler “Deli Dumrul vergisi” benzetmesiyle gündemde. Bu eleştiri, modern bankacılıkta ücret ve komisyonların, klasik finansal hizmetten daha büyük rol oynamaya başladığını vurguluyor.
Eskiden bankalar daha çok faiz gelirleriyle konuşulurken, son dönemde faiz dışı gelirler (hizmet ücretleri, komisyonlar, otomatik ödeme ücretleri) bilançolarda başrol oynuyor.

















