Küresel piyasalar; Orta Doğu’da tırmanan çatışmaların, yükselen petrol fiyatlarının ve güçlenen ABD Doları’nın gelişmekte olan ülkeler üzerinde yarattığı yıkıcı baskıyı fiyatlamaya devam ediyor. ABD merkezli finans yayın organı Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı son dakika haberine göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Türk lirasını bu jeopolitik fırtınadan korumak amacıyla oyunun kurallarını değiştirecek bir hamleye hazırlanıyor. Haberde, TCMB’nin elindeki yaklaşık 135 milyar dolarlık altın rezervinin bir kısmını, piyasaya döviz likiditesi sağlamak ve kuru savunmak için yeni bir müdahale aracı olarak kullanmayı değerlendirdiği belirtildi.
Savaşın Yarattığı Likidite Darboğazı ve Yeni Çözüm Arayışı
TCMB’yi böylesine majör bir strateji değişikliğine iten temel faktör, şüphesiz ABD-İsrail ekseni ile İran arasında haftalardır devam eden savaşın küresel ekonomide yarattığı şok dalgalarıdır. Enerji koridorlarının (özellikle Hürmüz Boğazı’nın) abluka altına alınmasıyla 100 doları aşan petrol fiyatları, enerji ithalatçısı Türkiye’nin döviz faturasını dramatik şekilde kabartmaktadır. Üstelik Şubat ayında %31,5’e yükselen enflasyon ve yabancı sermayenin “güvenli limanlara” kaçması, Dolar/TL kurunu tarihi zirvelere taşımıştır. Klasik döviz rezervi satışlarının (sadece Mart ayında 20 milyar doları aştığı tahmin ediliyor) maliyeti giderek artarken, TCMB kurdaki kanamayı durdurmak için altın rezervleri üzerinden yeni bir “kalkan” mekanizması kurmayı hedeflemektedir.
Altın Rezervleri Nasıl Kullanılacak? Londra’daki 30 Milyar Dolar Detayı
Haberin en can alıcı noktası, bu 135 milyar dolarlık devasa rezervin doğrudan piyasaya satılıp satılmayacağıdır. Ekonomi ve finans çevrelerine göre TCMB’nin masasında, fiziki altın satmaktan çok daha sofistike ve stratejik seçenekler bulunuyor:
• Altın Swap (Takas) İşlemleri: TCMB’nin uluslararası arenada, özellikle İngiltere Merkez Bankası (Bank of England – BoE) nezdinde tuttuğu yaklaşık 30 milyar dolarlık altın rezervi bulunuyor. Bu altınların teminat (collateral) olarak gösterilip diğer merkez bankalarından veya küresel finans kuruluşlarından “nakit döviz” (Dolar/Euro) borçlanılması en güçlü senaryo olarak öne çıkıyor.
• Altına Dayalı Menkul Kıymet İhracı: Yabancı yatırımcıyı çekmek ve sisteme sıcak döviz sokmak amacıyla, fiziki altınla desteklenen yeni finansal tahvillerin piyasaya sürülmesi değerlendiriliyor.
• Doğrudan Satış: En uç senaryoda ise, acil likidite ihtiyaçları için bir miktar altının doğrudan dövize çevrilerek iç piyasadaki dolar talebinin karşılanması planlanıyor.
Piyasalar Bu Hamleyi Nasıl Okuyor?
Son on yılda “dolara olan bağımlılığı azaltma” stratejisi kapsamında altın rezervlerini agresif bir şekilde 600 tonun üzerine çıkaran Türkiye, bugün bu stratejinin meyvelerini bir acil durum fonu olarak toplamayı planlıyor.
Analistler, altın swapı gibi adımların sisteme hızlı bir döviz likiditesi enjekte ederek kısa vadede kurdaki paniği ve spekülatif atakları kesinlikle sınırlayabileceğini belirtiyor. Ancak uluslararası kurumların genel uyarısı şu yönde: Altın satarak veya teminat göstererek zaman kazanmak değerli bir hamle olsa da; cari açık, artan enerji maliyetleri ve yüksek enflasyon gibi yapısal sorunlar çözülmeden (ve para politikasındaki güven tesis edilmeden) bu adımlar sadece “geçici bir pansuman” olmaktan öteye gidemeyecektir.














