Bank of America (BofA) analistleri, İstanbul’da gerçekleştirdikleri temasların ardından Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Raporda, ABD ile İran arasında anlaşma ihtimalinin güçlenmesi ve petrol fiyatlarındaki sert düşüşün Türkiye’nin makroekonomik görünümünü desteklediği vurgulandı.
BofA ekonomistleri Hande Küçük, David Hauner ve Claudio Irigoyen tarafından hazırlanan değerlendirmede, daha düşük enerji fiyatlarının enflasyon, cari denge ve rezervler üzerindeki kısa vadeli riskleri azalttığı belirtildi.
Yaz aylarında rezervlere destek beklentisi
Raporda, haziran ayında açıklanan olumlu enflasyon verileri, güçlü turizm gelirleri, ithalat artışındaki yavaşlama ve sınırlı dolarizasyonun yaz aylarında sermaye girişlerini desteklediği ifade edildi. Bu gelişmelerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezerv birikimine katkı sağlayabileceği kaydedildi.
BofA analistleri, piyasaların odağının artık TCMB’nin para politikasında atacağı adımlara çevrildiğini belirtti.
İlk adım operasyonel normalleşme olabilir
Rapora göre, Merkez Bankası’nın ilk aşamada bir haftalık repo ihalelerini yeniden devreye alarak operasyonel normalleşmeye başlaması bekleniyor.
Enflasyon ve rezervlerdeki olumlu görünümün sürmesi halinde ise Ekim ayında 100 baz puanlık bir faiz indirimi için uygun zeminin oluşabileceği ifade edildi.
Enflasyonda yüzde 30 seviyesi öngörülüyor
BofA’nın görüştüğü bankacılık ve varlık yönetimi sektörü temsilcileri, petrol fiyatlarının savaş öncesi seviyelerin altına gerilemesi halinde enflasyonda aşağı yönlü risklerin güçlenebileceğine dikkat çekti.
Raporda, baz etkisinin Temmuz-Eylül döneminde enflasyondaki düşüşü desteklemesinin beklendiği belirtilirken, çekirdek enflasyondaki katılık, eğitim harcamaları ve olası tek seferlik fiyat ayarlamalarının süreci kademeli hale getirebileceği ifade edildi.
Yerel bankacıların büyük bölümünün, 2026 yıl sonu enflasyonunun yüzde 29-30 bandında gerçekleşmesini beklediği aktarıldı.
Seçim beklentisi değişmedi
BofA analistleri, altın fiyatlarındaki dalgalanmaların TCMB rezervleri ve bankacılık sisteminin döviz likiditesi açısından yönetilebilir bir risk olmaya devam ettiğini belirtti.
Raporda ayrıca, bir sonraki genel seçimler için en olası dönemin 2027 sonbaharı olduğu yönündeki beklentinin korunduğu ifade edildi.














