AXA Group Baş Ekonomisti Gilles Moec’in Davos’taki açıklamalarıyla, küresel ekonomik görünümde jeopolitik faktörlerin belirleyici rolü bir kez daha gözler önüne serildi. Moec, hiçbir şirketin tedarik zincirlerinin tam anlamıyla güvende olmadığını vurgulayarak, jeopolitiğin ekonomiyi kısa, orta ve uzun vadede nasıl etkilediğine dair önemli değerlendirmelerde bulundu.
Jeopolitika ve Tedarik Zincirleri Üzerindeki Etkileri
AXA Group Baş Ekonomisti Gilles Moec, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) bu yıl 56’ncısı düzenlenen Yıllık Toplantıları kapsamında Davos’ta, jeopolitik gelişmeleri ve küresel ekonomideki riskleri değerlendiren soruları yanıtladı.
Geçtiğimiz yıl ABD’nin gümrük tarifeleriyle başlayan ticaret savaşları nedeniyle bir dizi şok yaşandığını söyleyen Moec, 2026 yılının da Avrupa ile ABD arasında potansiyel yeni bir ticaret gerilimiyle başladığını dile getirdi.
Moec, Avrupa’nın 2025’teki şoklara karşı nispeten dirençli olduğunu ifade ederek, “Avrupa’daki çoğu işletme ‘Şok geride kaldı ve bununla başa çıktık. Artık yeni işler düşünmeye başlayabiliriz.’ diye düşünüyordu. 2026’ya ise ‘Yine mi? Rekabet gücümüze yönelik bir potansiyel şok daha mı?’ diyerek başladık. Sadece bir yıllık belirsizlik ve şok değil, artık ikinci yıla sarkan psikolojik bir yorgunluk da söz konusu olabilir” diye konuştu.
Tüm bu gelişmeler ışığında, jeopolitiğin ekonomiye ilişkin tahminlerin tam merkezinde yer aldığının altını çizen Moec, şunları söyledi:
“Artık hiçbir şirketin tedarik zincirleri açısından tamamen güvende olamayacağı bir gerçek. Bu, tüm ekonomik kararları etkileyen bir tür yapısal, uzun vadeli bir sorun çünkü tedarik zincirinizin dünyanın herhangi bir yerinde mal ticareti, hatta hizmet ticareti ve veri alışverişini kısıtlayacak her türlü karara karşı tamamen korunacağından emin olamazsınız. Tüm bunlar, küresel şirketleri tedarik zincirlerini sürekli yeniden düşünmeye zorluyor. Bu açıdan daha çevik olmak da bir maliyet getiriyor. Jeopolitika, ekonomiyi kısa ve orta vadede genellikle petrol fiyatları ve gümrük vergileriyle doğrudan, uzun vadede ise daha çok tedarik hattındaki aksaklıklar yoluyla etkiliyor.”
Teknoloji Sektöründe Görülen Tereddütler Borçlanma Dinamikleriyle İlişkili
Moec, küresel ekonomiye dair riskler açısından jeopolitiğin yanı sıra, birçok ülkede artışını sürdüren kamu borçlarının da son derece kritik bir öneme sahip olduğuna dikkat çekti.
Bir diğer riskin ise teknoloji şirketlerinin değerlemelerinde görülebilecek olası düzeltmeler olduğunu aktaran Moec, Davos’taki toplantılarda bu konuda yoğun tartışmalar yapıldığını ve bunun da önemli bir endişe kaynağı olarak öne çıktığını dile getirdi.
Moec, son birkaç aydır teknoloji sektöründe görülen tereddütlerin de borçlanma dinamikleriyle ilişkili olduğunu belirterek, şu görüşleri paylaştı:
“Çoğu teknoloji şirketi geçen yıla kadar yatırım projelerini temelde elde ettikleri nakit karlarla finanse ediyordu ancak şu anda yapay zeka alanında yatırım yapmak için gereken miktar o kadar büyük ki bu şirketler borçlanmak zorunda kalıyor. Bu borçlar yüksek seviyelerde değil ancak bu durum şirketlerin değerlemesine yönelik bakış açısını değiştiriyor. Geçen yıla kadar bu şirketlere bakarken faiz oranlarının seviyesi önemli değildi çünkü ilk etapta finansmana ihtiyaç duymuyorlardı. Artık finansman kullandıkları için faize de bakmak gerekiyor.”

















