Orta Doğu’da tırmanan savaşın etkileri Türkiye ekonomisine çok boyutlu yansımaya başladı. Türk sanayicisi; artan enerji maliyetleri, bozulan tedarik zincirleri ve finansmana erişimdeki zorluklar nedeniyle kritik bir eşikten geçiyor. TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, mevcut tabloyu “üçlü kıskacın ortasındayız” sözleriyle özetlerken, tek pazara ve tek tedarikçiye bağımlılığın artık taşınamaz bir risk haline geldiğini vurguladı.
Enerji Şoku Sanayiyi Zorluyor
Savaş öncesinde 70 dolar seviyelerinde olan petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerde maliyetleri hızla artırdı. Türkiye’nin petrol ve doğalgazda dışa bağımlılığı, sanayicinin üretim maliyetlerini doğrudan yukarı çekiyor. Buna lojistikte artan navlun ve sigorta giderleri de eklenince firmalar ciddi bir baskı altında kalıyor.
Tedarik Zincirinde Kırılma: Yeni Dönem Başladı
Küresel sistemde “güvenlik ekonomisi” anlayışı öne çıkarken, şirketler artık sadece maliyet değil güvenli tedarik ve sürdürülebilirlik odaklı kararlar alıyor. Bu dönüşüm, “nearshoring” ve “friendshoring” trendlerini hızlandırıyor. Türkiye’nin coğrafi konumu avantaj sağlasa da bu fırsatın değerlendirilebilmesi için öngörülebilir ekonomi politikaları ve güven ortamı kritik önem taşıyor.
Sanayicinin En Büyük Korkusu: Savaşın Uzaması
Sektör temsilcilerine göre kısa süreli çatışmalar piyasalar tarafından absorbe edilebilir. Ancak savaşın uzaması; enerji fiyatlarının kalıcı yüksek seyretmesi, ihracat pazarlarının daralması ve küresel stagflasyon riskini beraberinde getirebilir. Bu senaryo özellikle KOBİ’ler için ciddi bir hayatta kalma mücadelesi anlamına geliyor.
Finansmana Erişim Krizi Derinleşiyor
Türkiye’de işletmelerin finansmana erişimi hâlâ büyük ölçüde banka kredilerine dayanıyor. Ancak %45-55 bandındaki kredi faizleri, üretim yapmayı neredeyse imkânsız hale getiriyor. Sanayiciler sadece yüksek maliyetle değil, aynı zamanda teminat bulma ve borç çevirme sorunlarıyla da karşı karşıya.
Konkordato Dalgası ve İşsizlik Riski
Veriler, ekonomik baskının reel sektörde ciddi hasar oluşturduğunu gösteriyor. 2025 yılında konkordato başvurularındaki sert artış, 2026’da da devam ederken; kapanan fabrikalar sadece üretimi değil, istihdamı da tehdit ediyor. Özellikle emek yoğun sektörlerde kitlesel işten çıkarma riski giderek büyüyor.
“6 Ay Sonraki Faiz İndirimi Yetmez”
Sönmez’e göre para politikasında gecikmeli adımlar, reel sektörde kalıcı hasar yaratıyor. Bugün kapanan bir fabrikanın, ileride yapılacak faiz indirimiyle geri kazanılamayacağını belirten Sönmez, üretim kapasitesinin korunmasının enflasyonla mücadele kadar kritik olduğuna dikkat çekiyor.
Sanayici İçin 3 Maddelik “Kurtuluş Reçetesi”
TÜRKONFED’in çözüm önerileri ise net:
- KGF limitlerinin genişletilmesi ve teminat koşullarının esnetilmesi
- Eximbank kaynaklarının KOBİ ihracatçılara daha erişilebilir hale getirilmesi
- Kredi büyüme sınırlarının sektörel farklılıklara göre yeniden düzenlenmesi
Güven Vurgusu: Krizden Çıkışın Anahtarı
Sönmez, tüm ekonomik sorunların merkezinde güven eksikliğinin bulunduğunu ifade ediyor. Yatırım kararlarının ertelenmesi, tasarrufların dövize yönelmesi ve firmaların belirsizlik nedeniyle adım atamaması, mevcut tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Bu nedenle makroekonomik istikrar, kurumsal şeffaflık ve hukuk güvenliğinin yeniden tesis edilmesi, çözümün temelini oluşturuyor.
Kaynak: Dünya Gazetesi- Jülide Yiğittürk Gürdamar














