Küresel sermaye rotasında taşlar yeniden yerinden oynarken, Türkiye yabancı yatırım liginde yeniden dikkat çekmeye başladı. Bir yanda 2025 yılında gelen yatırımlarda yaşanan toparlanma, diğer yanda 2026’nın ilk verilerinde görülen ivme kaybı, ekonomide “geçici yükseliş mi, kalıcı dönüşüm mü?” sorusunu gündeme taşıdı.
Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı’nın (UNCTAD) raporları ve YASED verileri, son iki yılda Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırımlarda yeniden radar ülkelerden biri haline geldiğini gösteriyor. Özellikle Avrupa’daki durgunluk, Çin’e yönelik temkinli yaklaşım ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, Türkiye’yi “alternatif üretim ve lojistik merkezi” olarak öne çıkardı.
2025 yılı bu açıdan dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Türkiye’ye gelen uluslararası doğrudan yatırım (UDY) tutarı, 2024’e göre yüzde 12,2 artarak 13,1 milyar dolara yükseldi. Küresel yatırım ortamının zayıf seyrettiği bir dönemde gelen bu artış, Türkiye’nin pozitif ayrıştığı yorumlarına neden oldu.
Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi verilerine göre teknoloji, üretim, lojistik ve finans alanlarında gelen yatırımlar öne çıkarken; Hollanda, Almanya ve Körfez ülkeleri kaynaklı sermaye girişlerinde artış görüldü. Aynı dönemde Türkiye’nin 2003-2025 arasındaki toplam doğrudan yatırım çekimi yaklaşık 288 milyar dolara ulaştı.
Ancak 2026’nın ilk aylarında tablo biraz daha temkinli sinyaller vermeye başladı. YASED ve TCMB verilerine göre yılın ilk çeyreğinde yatırım girişleri 2025’in aynı döneminin altında kaldı. Ocak ayında Türkiye’ye gelen UDY 716 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ilk iki aylık toplam giriş yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde hesaplandı.
Bazı analizlerde bu durum “ivme kaybı” olarak yorumlanırken, BloombergHT’nin aktardığı verilere göre net doğrudan yatırımların son 20 yılın en düşük seviyelerine gerilediği değerlendirmeleri de yapıldı.
Öte yandan Ticaret Bakanlığı’nın değerlendirmeleri, küresel yatırım hareketlerinin artık daha parçalı ilerlediğine işaret ediyor. 2025’te dünya genelinde doğrudan yatırımlar artmış görünse de bu büyümenin önemli kısmının gelişmiş ekonomiler ve finans merkezlerinde yoğunlaştığı belirtiliyor. UNCTAD ise jeopolitik riskler, ticaret savaşları ve küresel belirsizlikler nedeniyle 2026 görünümüne ilişkin daha temkinli bir çerçeve çiziyor.
Ekonomistler ise Türkiye açısından asıl kritik başlığın “yatırımın kalitesi ve sürdürülebilirliği” olduğuna dikkat çekiyor. Kısa vadeli sermaye girişlerinden ziyade; yüksek teknoloji, üretim, enerji dönüşümü ve katma değerli sektörlere gelen yatırımların kalıcı büyüme açısından belirleyici olacağı vurgulanıyor.
Son veriler Türkiye’nin hâlâ yatırımcı radarında olduğunu gösteriyor. Ancak 2025’teki güçlü toparlanmanın ardından 2026’da aynı hızın korunup korunamayacağı; enflasyon, finansman maliyetleri, hukuk güvenliği ve küresel ekonomik iklim gibi başlıklara bağlı olacak gibi görünüyor.














