Küresel piyasalarda eşine az rastlanır bir fiyatlama anomalisi ve tarihi bir kırılma yaşanıyor. Geleneksel olarak jeopolitik kriz dönemlerinin en büyük “güvenli limanı” olarak kabul edilen altın, artan savaş risklerine ve Pentagon’un bölgeye yönelik devasa askeri sevkiyatına rağmen kelimenin tam anlamıyla serbest düşüşte.
Cuma günü yaşanan sert kayıplarla birlikte 1983 yılından bu yana en büyük haftalık çöküşüne hazırlanan ons altındaki bu ezber bozan fiyatlamanın perde arkasını, enflasyon korkularını ve merkez bankalarının rotasındaki radikal değişimi detaylı bir şekilde analiz ettik:
Ons Fiyatı 4.500 Dolara Çakıldı
Finansal piyasalar, savaşın ve artan enerji maliyetlerinin ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkilerini en sert şekilde fiyatlamaya başladı. Cuma günü yüzde 2’lik devasa bir değer kaybıyla ons başına 4.500 dolar seviyesine çakılan altın, 1983 yılından bu yana en büyük haftalık düşüşünü kaydetme yolunda ilerliyor.
ABD ve İsrail’in geçtiğimiz ay İran’a yönelik başlattığı operasyonlardan bu yana aralıksız her hafta değer kaybeden değerli metal, yatırımcılarına tam bir hayal kırıklığı yaşatıyor. Bu şok edici düşüşün arkasında; yatırımcıların diğer piyasalardaki zararlarını kapatmak (teminat tamamlama/margin call) için kârdaki altın pozisyonlarını tasfiye etmesi (nakde dönme telaşı), artan tahvil getirileri ve durdurulamayan ABD Doları yatıyor.

Pentagon’dan Orta Doğu’ya Askeri Yığınak ve Enerji Şoku
Altındaki bu sert kırılmanın zamanlaması, bölgeden gelen son derece kritik askeri haberlerle doğrudan örtüşüyor. Raporlara göre ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), Orta Doğu’daki tansiyonun kontrolden çıkması üzerine bölgeye üç savaş gemisi ve binlerce deniz piyadesi (Marines) konuşlandırma kararı aldı. Bu devasa askeri hareketlilik, savaşın daha da genişleyeceği ve uzayacağı beklentisini kesinleştirirken, enerji piyasalarında adeta bir yangın başlattı.
Ancak, artan jeopolitik risklerin altını yukarı taşıması beklenirken, tam tersi bir etki yarattı. Çünkü fırlayan petrol ve enerji fiyatları, küresel enflasyonun kalıcı ve yapışkan bir hale geleceği korkusunu zirveye taşıyarak piyasaların makroekonomik dengelerini altüst etti.

Masadaki Senaryo Değişti: Faiz İndirimi Beklerken “Faiz Artırımı” İhtimali Doğdu!
Altını asıl ezen ve 4.570 dolara kadar düşüren ana faktör, merkez bankalarından gelen sinyaller ve piyasanın faiz beklentilerindeki radikal “şahin” dönüşüm oldu. Enerji şokunun enflasyonu yeniden hortlatacağı endişesiyle trader’lar, Fed’in faiz indireceği hayallerini tamamen çöpe attı. Mevcut fiyatlamalara göre piyasalar, Ekim ayına kadar Federal Rezerv’den (Fed) bir faiz indirimi değil, tam aksine %50 ihtimalle yeni bir faiz artırımı (rate hike) geleceğini fiyatlamaya başladı.
Bu hafta içerisinde Federal Rezerv (Fed), Avrupa Merkez Bankası (ECB), İngiltere Merkez Bankası (BoE) ve Japonya Merkez Bankası (BoJ) faiz oranlarını sabit bıraktı. Ancak tüm bu majör merkez bankalarının ortak ve net bir mesajı vardı:
Enflasyonist baskılar devam ederse para politikasını daha da sıkılaştırmaya hazırlar.
Faizlerin daha uzun süre yüksek kalacağı (veya daha da artacağı) beklentisi ABD Hazine tahvili getirilerini uçururken, faiz getirisi olmayan altını son 40 yılın en sert satış dalgasıyla baş başa bıraktı.














