Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Ekonomik Forumu ve BlackRock Başkanı Laurence D. Fink’i Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde kabul etti. Görüşme, küresel sermaye ile Türkiye arasındaki ilişkinin yeniden şekillenebileceğine dair güçlü bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Küresel fonlar yeniden Türkiye’yi mi tartıyor?
Dünyanın en büyük varlık yöneticisi konumundaki BlackRock’un patronu Fink’in Türkiye ziyareti, finans çevrelerinde “ön yoklama” olarak yorumlanıyor. 10 trilyon doları aşan büyüklüğüyle küresel fon akımlarını yönlendiren bu yapı açısından Türkiye ile temas kurulması, piyasalar açısından kritik bir eşik.
Son dönemde ekonomi yönetiminde atılan adımlar:
- Sıkı para politikası
- Faiz artışları
Türkiye’yi yeniden yatırım yapılabilir hikâyeler arasına sokma çabasının bir parçası olarak görülüyor.
Savaş gölgesinde gelen temas
Görüşmenin zamanlaması dikkat çekici. İran merkezli savaş geriliminin bölgeyi sarsmaya devam ettiği bir dönemde gerçekleşen bu temas, Türkiye’nin jeopolitik rolünü de yeniden gündeme taşıdı.
Savaşın etkileri:
- Enerji fiyatlarında yükseliş
- Küresel risk iştahında daralma
- Gelişen ülkelere yönelik sermaye akışında yavaşlama
Ancak Türkiye, bu süreçte doğrudan taraf olmak yerine denge politikası izleyerek diplomatik kanalları açık tutmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, uluslararası yatırımcı açısından “öngörülebilirlik” ve “kontrollü risk” algısını güçlendiren bir unsur olarak öne çıkıyor.
Trump’ın açıklaması: Politik risk algısı yumuşuyor mu?
ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamalarında Türkiye’nin İran sürecini “başarılı yönettiğine” yönelik ifadeler kullanması, dikkat çeken bir başka gelişme oldu.
“Trump: Türkiye şahane bir iş çıkardı
Bence Türkiye şahane bir performans gösterdi. Bölge dışından gelen güçlü desteğe rağmen son derece dengeli ve destekleyici bir tutum sergilediler. İstediklerimizin dışına çıkmadılar. Erdoğan harika bir lider.”
“Para gelmeden önce temas gelir”
Uzmanlara göre bu tür görüşmeler doğrudan yatırım akışı anlamına gelmese de, küresel fonların yönünü belirleyen kritik ön sinyaller arasında yer alıyor.
Fink’in Erdoğan ile doğrudan temas kurması, Türkiye’nin yeniden küresel yatırım haritasında tartışılmaya başlandığını gösteriyor.
Sonuç
Erdoğan–Fink görüşmesi, yalnızca bir diplomatik temas değil; Türkiye’nin ekonomik ve jeopolitik pozisyonunun yeniden test edildiği bir döneme işaret ediyor.
İran savaşı, ABD’den gelen mesajlar ve ekonomi yönetimindeki değişim birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo şu:
Türkiye, yüksek risk algısından tamamen çıkmış değil; ancak küresel sistem içinde yeniden “konuşulan” ve “temas kurulan” bir ülke konumuna doğru ilerliyor.















