Önce mülkiyet sonra da teolojik gerekçelerle insanların var olduğu günden itibaren süre gelen savaşta ana amaç “SAHİP OLMAKTIR”.
Tamam da fiil belliyse özne ne?
Neye sahip olmak için savaştı insanoğlu?
Cevabı çok net olmakla birlikte açıklaması karmaşık bir durum esasında bu. İnsanoğlu öncelikle kaşısındaki kişi, zümre, topluluk üzerinde hâkimiyet kuracak varlığa hâkim olmak (toprak, petrol, altın vs ) veya fikiri hâkim kılarak (din savaşları, kapitalizm vs) egemenliği elde etmek için savaştı. Fakat hepsi aynı kapıya çıktı çünkü elde edilmek istenen egemenliğin finansal kanaldan geçtiğini asırlar önce fark etmişti insanoğlu. Bu sebeple de dünyadaki tüm savaşların esas temeli EKONOMİKTİR.
Dünyada ekonomik üstünlük için üç hususta hakmiyet şarttır.
- Üretim enstrümanları (hammadde, üretim teknolojisi vs)
- Pazar
- Lojistik hatlar
Zaten tüm savaşlar veya uluslararası gerginlikler de bu üç unsurun paylaşımı yâda hâkimiyeti üzerinden şekillenmiştir. Sömürgesi olmayan ülkelerin (sömürge =pazar veya sömürge = hammadde) pazar elde etmek için savaş başlatması, Trump’ın Grönland çıkışı, Çin’in pazara ulaşımıını zorlaştırmak için uygulanan gümrük tarifeleri, Babuil Mendeb ve Hürmüz Boğazı üzerinden gerginlik politikasının izlenmesi gibi tüm yaşanan krizler hâkimiyet elde etmek yâda bu hâkimiyetin muhasıma kabul ettirilmesi adına yaşanmış/yaşanmaktadır.
ABD’nin son dönemki siyasetinde etkileri olan Fukuyama, Huntington, Brezinsky, Hazony, Chomsky gibi düşünürlerin de yazdıklarına baktığımızda hepsinin amaçlarında farklılıklar olsa da temelde amaca ulaşmak için ekonomik kavramlar ile kuramların kullanıldığını görmekteyiz.
Temel tespitleri yaptığımıza göre şimdi güncel konulara geçelim. Son dönem dünyayı etkileyen İran-ABD-İsrail savaşına bu bakış açısı ile bakmak istiyorum. Bu savaşa ilişkin olarak siyonizm, evangelizm gibi teolojik kaynaklı gerekçeler arandığı gibi, Epstein davası gibi medyatik komplolarda sürekli masanın üzerinde oldu. Fakat amacı hangisi olursa olsun aracının Ekonomik çıkarlar ve hâkimiyet olacağı benim tezimin temelini oluşturacaktır
Şimdi başlayalım. Ne demiştik hâkimiyet için üç unsur var. Üretim Enstümanları, Pazar ve Lojistik hatlar.
Bu çerçeveden bakarsak; çok basit bir anlatıma dünya üretimi ASYA’da, tüketimi Kuzey Amerika ve Avrupa’da, enerji alanları ise Amerika Kıtası, Hazar Havzası, Arap Yarımadası ile Ortadoğu’de bulunmaktadır.
Enerji, üretim ve Pazar arasında ise kullanılabilecek mevcut lojistik hatlar (Süveyş Kanalı, Ümit Buru, Hürmüz Boğazı vb) ise kısıtlıdır.

21. yy ile birlikte oyuna giren yeni oyuncu olan Çin’in Pazar payını artırması ve Çin’in etrafında ABD’nin Pazar düzenlemelerinden rahatsız olduğu için BİRCS adı altında birleşen ülkelerin enerji ve üretim alanlarındaki ortaklıklarına ilave olarak alternatif lojistik hatları yaratmak (Bir Yol Bir Kuşak Projesi (OBOR), Kuzey Deniz Rotası (NSR), IMEC vb) üzerine yürüttükleri çaba sonunda ABD önlem almak adına harekete geçti.
Kronolojik olarak sıralarsak;
- 2006 ‘da Brezilya, Rusya, İran, Çin’in karılımı ile kurulan yapı 2011’de Güney Afrika’nın da katılması ile BRİSC ismini aldı. Amacı Batı dünyasının (ABD ve AB) finansal ve ekonomik hâkimiyetine karşı çok kutuplu alternatif bir yapı yaratmaktı. Sonrasında ise BRİCS’e Mısır, Etiyopya, Suudi Arabistan ve BAE katılarak cepheyi genişletti. Özellikle son giren iki ülkeye dikkat (petrodolar!!!!)
- 2010 Arap Baharı ile birlikte İran’ın Ortadoğuda etki alanının artması (İran, Irak, Suriye, Yemen, Lübnan vs)
- Ocak 2017’de Trump’ın ilk defa ABD Başkanı olarak koltuğa oturması ve sonrasında Pentagon’un girdileri ile Dışişleri Bakanı olarak eski CIA Başkanı Pompeo’yi ataması ve Pompeo’nın girdileri ile 2018’de Ortak Kapsamlı Eylem Planı (JCPOA) ‘dan ABD’nın çıkışı ve ambargonın sertleşmesi
- 2021 yılında Çin’in ABD tahvillerini satarak yatırımlarına altına kaydırması
- 2021 rezerv para olarak doların alternatifine ihtiyaç duyulduğunun BRİCS tarafından yüksek sesle dile getirilmesi
- Şubat 2022 Ukrayna Rusya savaşının başlaması ve emtialar (petrol, doğalgaiz buğday vs) kaynaklı krizin patlak vermesi
- Nisan 2023’de Çin’in arabuluculuğu ile İran’ın 7 yıl sonra Suudi Arabistan’da elçilik açması ve aralarındaki buzların eritilmesine ve BİRCS’in güçlenmesine yönelik Çin’in attığı adımlar
- 7 Ekim 2023 İsrail’e Aksa Tufanı saldırısı
- Aralık 2024 Suriye’de Esad Rejiminin yıkılması ve Ahmed Şara liderliğinde yeni hükümetin kurulması
- Aralık 2025 İran’da yaşanan devaluasyon ve Tahran Pazar eylemleri
- Ocak 2026’da Venezule lideri Madoru’nun tutuklanması
- 28 Şubat 2026’da Hamaney’in öldürülmesi ile başlayan ABD-İsrail-İran savaşı
Çok ayrıntıya girmeden yaptığım kronolojik olaylara bakıldığında; Ukrayna-Rusya savaşına kadar, üretim enstrümanları, pazar ve lojistik hatlar üzerinde BRİCS ülkelerinin avantajlı konumunun artmasına ilave olarak, alternatif rezerv para arayışı da ABD’yi harekete geçmeye zorladı.
Çin, başta Afrika ve Güney Amerika ülkelerine verdiği borçların, petrol veya diğer emtialar ile ödenmesinin önünü açması ile birlikte alternatif rezerv para arayışı için kapıyı aralamış oldu. ABD’nin Venezuela hamlesinin gerekçelerinin birisinin de bu olduğu unutulmamalıdır.
ABD’nin 44. Başkanı olan Barack OBAMA’nın 2009-2017 arasında görev aldığı ve ABD’nin BRİCS’e karşı başta Ortadoğu olmak üzere birçok bölgede üstünlüğünü kaybettiği dönemin de zaman aralığına denk geldiği göz önüne alındığında, Trump Obama’nın hataların düzeltmek adına radikal davranmak zorunda kaldı dersem pek de yanlış olmaz sanırım.
Peki, ABD yâda Trump bunu nasıl yapıyor veya yapmayı hedefliyor?
Başta Avrupa ve üretim üssü olan Asya’nın ihtiyacı olan enerjinin kaynağına bakarsak;

Avrupa için İsrail, Ürdün, Suriye üzerinden geçmez zorunda olan Akdeniz Enerji Havzası ve Arap Yarımadası enerji kaynağı, İran enerji kaynağı ve Hazar Havzası enerji kaynağı
Asya için Arap Yarımadası ve Hazar Havzası enerji kaynağı olarak sıralayabiliriz.
Özellikle boru hattı ile çok uluslu yapının ortaklığında boru hattı ile yapılacak enerji lojistiğinin deniz taşımacılığından hem sürdürülebilirlik, hem ekonomiklik hem de güvenlik açısından üstün olacağı unutulmamalıdır.
Belirttiğim hususlar ışığında; İran ve vasallarını (Suriye, Ürdün vs) merkeze alan ABD kaynaklı operasyonun gerekçesi net olarak görülmektedir. İsrail’in güvenliği artık teolojik veya siyasi gerekçelerden çok, ABD’nin doların rezerv para olmasının önönüne geçilmesi için atılan adımların bertaraf edilerek, pertodolar hâkimiyetinin sarsılmasının önüne geçmek ve Rusya’nın alternatifi olarak yaratılmak istenen yeni hattın güvenliği demektir.
2010 yılında hazırlanan rapora göre sadece Doğu Akdeniz Enerji havzasında mevcut petrol ve doğal gaz rezervinin 10 trilyon dolar civarında olduğu tahmin edilmektedir. Buna Arap Yarımadası da eklendiğinde hem Rusya’nın yani Hazar Havzasının alternatifi yaratılmış hem de petrodolar sisteminin devamı için önemli bir adım atılmış olacaktır.
Konuya Alternatif Lojistik Hatları bakış açısından baktığımızda ise;
Hindistan’ın 2021’de açıkladığı İMEC (İndia-Medeal East-Europe Economic Corridor) projesi çerçevesinde üretimini ana pazar olan Avrupa’ya göndermek için kritik ülkeler BAE, Suudi Arabistan ve İsrail olurken, Hindistan’ın ihtiyaç duyduğu enerjinin sağlanması için de İran ve Arap Yarımadası Rusya’nın alternatifi yaratılmış olacaktır.

Çinin 2013 yılında açıkladığı OBOR (One Belt One Road- Bir Kuşak Bir Yol) projesi çerçevesinde, Çin ve Hindistan üretimini ana Pazar olan Avrupa’ya göndermek için kritik ülkeler İran, Ermenistan, Azarbaycan ve Türkiyeydi.

ABD’nin, OBOR projesinin önemli bir ayağını oluşturan Zengezur Koridoru için attığı adımlar sonrası TRIPP( Trump Route For İnternational Peace and Prospority- Uluslararası Barış ve Refah İçin Trump Rotası) adı ile anılan kısmı yani Ermenistandan geçen 44 km’lik bölümünün işletme ve geliştirme hakları 99 yıllığına ABD’ye devredilmiştir.

1960’lardan günümüze konuşulan ve çok kısıtlı olsa da kullanılan, fakat son dönemde Çin ve Rusya tarafından ciddi olarak ele alınan NSR (North Sea Route-Kuzey Deniz Yolu) da masaya konulduğu için Trump seçilir seçilmez ilk olark bu rota üzerindeki en önemli kara parçalarından biris olan Grönland (Greenland) hakkında konuşmalar yaparak, ABD’nin bu hat üzerinde de söz sahibi olmak istediğinin altını kalın bir şekilde çizdi.

Dönelim teziminiz ilk başına demiştik ki;
- Amaç ne olursa olsun, o amaca giden yolda başarı elde etmenin anahtarı ekonomik hâkimiyet elde etmek ve bu hâkimiyeti idame etmektir.
- Ekonomik hâkimiyet için üretim enstürmanları (kapitalist üretim sisteminin tüm alt kırılımları), pazar ve lojistik hatlar üzerinde söz sahibi hatta hâkim güç olmak gerekir.
- Günümüz şartlarında üretim Asya kıtasında, tüketim Avrupa kıtasındadır
- Üretim için ihtiyaç duyulan enerji ile enerji kaynakları ile üretim ve pazar arasındali lojistik hatlar üzerindeki hâkimiyet en az üretim kadar önemlidir.
- ABD Obama döneminde kaybettiği hâkimiyeti yeniden ele geçirmek adına Trump döneminde radikal kararlar almak ve uygulamak zorunda kaldı.
Belirtmiş olduğum dayanaklar çerçevesinde İsrail-İran-ABD savaşını teolojik veya medyatik bir mücadeleden çok; Obama döneminde çok fazla güç kaybedilen ABD’nin var olma veya yok olma savaşında, tüm projelerin sıklet merkezinde bulunan bir bölgede hâkimiyet elde etme zorunluluğu olarak bakmak gerekiyor.
Sanırım bu olayı özetlemek istersek söylenebilecek tek söz;
Obama otur sıfır. Kalk tahtaya oğlum Trump bu soruyu bilirsen geçersin, bilemezsen sana sanayi yolu göründü :)


