1. Haberler
  2. Borsa
  3. Küçük Yatırımcının 25 Yıllık Değişmeyen Sorusu: “Buradan Döner mi?”

Küçük Yatırımcının 25 Yıllık Değişmeyen Sorusu: “Buradan Döner mi?”

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Benjamin Graham’ın yatırımcı psikolojisine ilişkin en çarpıcı tespitlerinden biri,

“Yatırımcının başlıca sorunu, hatta en büyük düşmanı, muhtemelen kendisidir.”

Bizde bu mücadelenin hikâyesi biraz daha renkli. Bundan 20–25 yıl önce küçük yatırımcının karşısına çoğu zaman bir “abi” çıkardı.

Abi piyasayı bilirdi, patronu tanırdı, tahtayı kimin yaptığını duymuştu. Hatta bazen öyle gizli bilgilere sahipti ki, bunu mutlaka şu cümleyle anlatırdı: “Kimseye söyleme, bu hisse çok gidecek.”

Kimseye söylenmemesi gereken bilgi, birkaç gün içinde bütün çevrenin ortak sırrına dönüşürdü.

Küçük yatırımcı değişti mi?

Aradan çeyrek asra yakın zaman geçti. Borsa büyüdü, teknoloji gelişti, bilgiye ulaşmak kolaylaştı. Bugün yatırımcı şirketin bilançosuna, KAP açıklamalarına, faaliyet raporlarına ve fon portföylerine birkaç dakika içinde ulaşabiliyor. Eskiden günlerce peşinden koşulan bilgi artık cep telefonunda. Dolayısıyla küçük yatırımcının da değişmiş olması beklenir.

Ama görünen o ki teknoloji hızla ilerlerken, bizim yatırımcıya bir türlü güncelleme gelmiyor.

Eskiden “abi”nin peşinden giden yatırımcı bugün başka bir işaret arıyor: “Bu hisse hangi fonlarda var?”
Bir fon aldıysa dikkat kesiliyor. İkinci fon geldiyse heyecan artıyor. Üçüncü fon da görünüyorsa artık zihindeki denklem tamamlanıyor:

“Bu kadar fon boşuna almamıştır.”

Şirket ne kadar kazanıyor, hisse hangi değerlemeden işlem görüyor, fiyat ne kadar yükselmiş; bunlar bazen ikinci plana düşüyor. Çünkü yeni dönemin sihirli cümlesi belli: “Fon alıyor.”

Eskiden tahtacı vardı, şimdi fon kodu var

Eski borsa yatırımcısının klasik sorusu şuydu: “Bu tahtada kim var?”
Bugün bunun daha modern versiyonunu duyuyoruz: “Bu hisse hangi fonlarda?”
Eskiden telefon açılır, “Abi hâlâ malda mısınız?” diye sorulurdu. Bugün fon portföy dağılım raporu açılıyor.
Yöntem değişti, ekran değişti, kullanılan kelimeler daha profesyonel hale geldi. Fakat yatırımcı hâlâ kendisinden daha fazla bildiğine inandığı birilerini arıyor.
Bunun psikolojik rahatlığı da büyük. Hisse yükselirse, “Ben zaten araştırmıştım.” Düşerse: “Fon da aldı, ben ne yapayım?”
Böylece kötü yatırım kararının sorumluluğunun bir kısmı sessizce başkasına devredilmiş oluyor.

Fon aldı diye hisseye dokunulmazlık gelmiyor

Elbette fonların hisse alması son derece normal. Profesyonel portföy yönetimi sermaye piyasasının doğal bir parçası. Sorun, küçük yatırımcının fonun yaptığı alımı kendi yatırım kararının yerine koymasıyla başlıyor.
Çünkü fon da yanlış karar verebilir. Fon da yüksek fiyattan alabilir. Fonun yatırım süresi, risk anlayışı ve portföy yapısı küçük yatırımcıdan tamamen farklı olabilir.
Üstelik küçük yatırımcı fonun ne zaman aldığına bakarken, çoğu zaman ne zaman ve hangi şartlarda çıkabileceğini düşünmüyor.
Eski dönemin meşhur cümlesi “Tahtacı buradan bırakmaz”dı. Bugünün versiyonu ise sanki şöyle: “Fon buradan satmaz.”
Niye satmasın? Bilen yok. Ama kulağa güzel geliyor.
Hisse yüzde 20 düşüyor: “Fon hâlâ orada.” Yüzde 40 düşüyor: “Bu kadar fon yanlış yapacak değil ya.” Yüzde 60 düşüyor: “Zaten buradan satılmaz.”
Bir noktadan sonra yatırımcı şirketi analiz etmek yerine, hiç tanımadığı fon yöneticisinin ne düşündüğünü tahmin etmeye çalışıyor. Adeta zihnine Bluetooth ile bağlanmış gibi.

Ambalaj değişti, psikoloji aynı kaldı

Eskiden yatırımcıya bir kâğıda hisse kodu yazılırdı. Bugün PDF gönderiliyor.
Eskiden “patron çok güçlü” denirdi. Bugün “fon portföy dağılımına baktın mı?” deniyor.
Eskiden tüyo biraz daha kaba saba gelirdi. Bugün her şey daha kurumsal, daha teknik, daha ciddi görünüyor.
Ama yatırımcı kendi analizini yapmadan yalnızca başkasının aldığı hisseyi alıyorsa, davranış biçimi aslında çok da değişmiş değil.
Ambalaj yenilendi, psikoloji yerinde duruyor.

Küçük yatırımcı neden hep geç kalıyor?

Sorunun önemli kısmı burada.
Küçük yatırımcı çoğu zaman hikâyenin başında değil, herkesin hikâyeyi konuşmaya başladığı dönemde geliyor.
Hisse sessizken kimse ilgilenmiyor. Fiyat yükseliyor. Fon alımları konuşuluyor. Sosyal medyada paylaşımlar başlıyor. Grafikler çiziliyor. Hikâye büyüyor. Küçük yatırımcı da tam bu sırada kapıdan içeri giriyor.
Bir anlamda düğüne hazırlık yapılırken değil, takılar takıldıktan sonra salona yetişiyor.
Müzik kesildiğinde ise ilk çıkanların kim olduğu her zaman belli olmuyor. İçeride kalan yatırımcının cümlesi ise yıllardır aynı: “Bir maliyetime gelsin, çıkarım.”

Eski abi gitti, üç harf geldi

Belki de küçük yatırımcının son 20–25 yıllık hikâyesinin en kısa özeti bu.
Eskiden birileri kulağına hisse fısıldıyordu. Şimdi ekranda fon kodları görüyor.
Eskiden “Abi biliyor” diyordu. Bugün “Fon biliyor” diyor.
Sonunda da çoğu zaman aynı yerde buluşuyor: Maliyette.
Demek ki sorun yalnızca manipülatörde, fenomende ya da fonda değil. Biraz da yatırımcının kendi kararını başkasına teslim etme isteğinde.
Yıllar geçti. Borsa değişti. Teknoloji değişti. Bilgi kaynakları değişti.
Ama küçük yatırımcının o meşhur sorusu hâlâ değişmedi:
“Abi, buradan döner mi?”

Küçük Yatırımcının 25 Yıllık Değişmeyen Sorusu: “Buradan Döner mi?”
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Finanshub Ekonomi & Borsa ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!