Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK), son dönemde sermaye piyasalarında attığı adımların üçüncü halkası için hazırlıklarını tamamladığı konuşuluyor. Kulislerden gelen bilgilere göre, Ağustos ayının başında devreye alınması beklenen yeni düzenlemeyle birlikte Borsa İstanbul endekslerine giriş ve çıkış kriterleri önemli ölçüde değişecek.
Düzenlemenin temel amacı ise yalnızca işlem hacmi yüksek olduğu için endekslere giren, ancak piyasa derinliği zayıf ve fiyat oluşumu sağlıklı olmayan hisselerin sistem üzerindeki etkisini sınırlandırmak.
MSCI UYARISI SONRASI HAREKETLİ SÜREÇ
Süreç, MSCI’ın Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin yaptığı dikkat çekici değerlendirmeyle hız kazandı.
Uluslararası endeks sağlayıcısı MSCI, Türkiye piyasasında bazı hisselerde oluşan fiyat hareketlerinin endekslerin sağlıklı şekilde temsil edilmesini zorlaştırdığına dikkat çekmiş ve piyasa yapısına ilişkin soru işaretlerini gündeme taşımıştı. Kurum, Türkiye’nin mevcut statüsünü Kasım ayında yeniden değerlendireceğini açıklayarak düzenleyici kurumlara da fiilen bir zaman tanımış oldu.
Bu gelişmenin ardından SPK’nın peş peşe aldığı kararlar, piyasada “reform paketi” olarak yorumlanmaya başladı.
İLK İKİ ADIM ZATEN ATILDI
SPK, önce fiili dolaşım oranlarının hesaplanmasında önemli bir değişikliğe gitti.
Buna göre, ilişkili tarafların kontrolündeki fonların topladığı payların tamamı artık otomatik olarak fiili dolaşım kapsamında değerlendirilmeyecek. Böylece kağıt üzerinde yüksek görünen serbest dolaşım oranlarının, gerçekte piyasadaki likiditeyi yansıtmadığı durumların önüne geçilmesi hedefleniyor.
Ardından ikinci kritik düzenleme geldi.
Borsada işlem gören Gayrimenkul Yatırım Fonları (GYF) ve Girişim Sermayesi Yatırım Fonları’nın (GSYF) değerlemesinde, borsa kapanış fiyatı yerine net aktif değer esas alınmasına karar verildi. Böylece fon performansını yapay biçimde yükseltebilecek fiyat farklılıklarının etkisinin azaltılması amaçlandı.
SIRADA ENDEKS KURALLARI VAR
Şimdi ise gözler endeks kriterlerine çevrildi.
Edinilen kulis bilgilerine göre, yeni yönetmelikle birlikte yalnızca yüksek işlem hacmine sahip olmak artık BIST 30, BIST 50 veya BIST 100’e girmek için yeterli olmayacak.
Düzenleyicinin değerlendireceği başlıca kriterler arasında;
- Hissenin gerçek piyasa derinliği,
- Serbest dolaşımın fiilen gerçekleşip gerçekleşmediği,
- Fiyat oluşumunun doğal piyasa koşullarında oluşup oluşmadığı,
- Suni fiyat hareketlerine açık bir yapı bulunup bulunmadığı yer alacak.
Böylece belirli yatırımcı gruplarının kontrolündeki, işlem hacmi yüksek görünmesine rağmen sağlıklı fiyat oluşumu sağlayamayan hisselerin endekslere girmesinin önüne geçilmesi hedefleniyor.
“HACİM VAR” DÖNEMİ BİTİYOR
Yeni sistem hayata geçerse, endeks üyeliği sadece rakamsal büyüklüklerle belirlenmeyecek.
Bir hissenin milyonlarca lot işlem görmesi tek başına yeterli kabul edilmeyecek. O işlemlerin gerçekten geniş yatırımcı tabanına yayılıp yayılmadığı, fiyatın doğal arz-talep dengesiyle oluşup oluşmadığı ve endeksi temsil edecek kaliteye sahip olup olmadığı da masaya yatırılacak.
Bu yaklaşım, endekslerin yalnızca büyük hisseleri değil, aynı zamanda sağlıklı fiyat keşfi yapan şirketleri temsil etmesini amaçlıyor.
PİYASAYA GÜVEN MESAJI
Son haftalarda fiili dolaşım, fon değerleme sistemi ve şimdi de endeks kriterlerinde yapılan değişiklikler birlikte değerlendirildiğinde, SPK’nın yalnızca belirli hisselere yönelik tedbirler almak yerine piyasanın altyapısını yeniden şekillendirmeye çalıştığı görülüyor.
Kasım ayında açıklanacak MSCI değerlendirmesi öncesinde atılan bu adımların, uluslararası yatırımcı nezdinde piyasa güvenilirliğini artırmayı ve Borsa İstanbul endekslerinin temsil gücünü güçlendirmeyi hedeflediği değerlendiriliyor.













