1. Haberler
  2. Dünya
  3. ABD-İsrail İttifakı ve İran: Asimetrik Bir Savaş

ABD-İsrail İttifakı ve İran: Asimetrik Bir Savaş

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

“Dünya Gazetesi yazarı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, bugün kaleme aldığı yazısında savaş olgusunun tarihsel kökenlerini ve günümüzdeki jeopolitik yansımalarını değerlendiriyor.

İşte Kaynak’ın dikkat çeken yazısı;

Savaşlar, insan­lık tarihinin ay­rılmaz bir parçası­dır. İnsan yalnız­ca sosyal değil aynı zamanda politik de bir varlık. Bu durum onu etnik, dinsel, ulusal vs. gibi büyük grupların üyesi ha­line getirirken, is­ter istemez gruplar arası rekabetin bir parçasına da dönüştürüyor. “Kaynakla­rın sınırlı, ihtiyaçların ise sı­nırsız” olduğu iddiasıyla meş­ruiyet kazanan bu rekabetin en yıpratıcı yan ürünü ise sa­vaşlar. Tarihte “siyasi örgüt­lenme ve merkezi otorite” ol­gularının ortaya çıkışından bu yana savaş durumu hep var. Günümüz sosyoloji biliminin en önemli isimlerinden Char­les Tilly’nin şu ifadesi savaş­lar ve insanlık arasındaki bağı çok güzel özetliyor: “Savaşlar devletleri, devletlerse savaş­ları yaptı.”

Savaşların binlerce yıldır ne kadar yaşama mal olduğu tam olarak tespit edilemese de ra­kamın yüz milyonlarla telaf­fuz edildiğini biliriz. Mary­land Üniversitesi’nin (CS­MM) bir araştırması sadece 20. yüzyılda (en kanlı yüzyıl olarak bilinir) 230 milyondan fazla insanın savaşlar ve siya­si çatışmalar nedeniyle haya­tını kaybettiğini söylemekte. Üstelik alınan bütün önleyici tedbirlere, yasaklara, normla­ra rağmen bu rakam, çok bü­yük çoğunlukla sivil ölümleri kapsıyor. Çünkü şehirler, has­taneler, okullar hala korunak­sız ve hatta karşı tarafın psi­kolojik direncini kırmak için öncelikli olarak hedef alını­yor. Tıpkı savaşın en başın­da hedef alınan Tahran’daki okul gibi…

Kimin kiminle savaşı?

ABD-İsrail bloku ile İran arasındaki beklenen savaş, olağanüstü bir yıkım yarata­rak devam ediyor. Dünyanın en güçlü askeri ve teknolojik ittifakı ile yarım asırdır bin türlü yaptırım ve kısıtlama­larla boğuşan İran arasında­ki bu asimetrik savaşın sonu­cu ise aslında başından belli. İran rejimi de bunu gayet iyi biliyor; lakin olacaklara çok­tan hazırlanmışlar. Ölümü de yıkımı da açlığı da göze al­mışlar ve tüm dünyanın gözle­ri önünde destansı bir direniş anlatısı kurguluyorlar.

Dünya kamuoyunda Gaz­ze soykırımı nedeniyle olu­şan anti-İsrail ve anti-Trump ruh halini alabildiğine mani­püle ediyor; sistemden hoş­nutsuz kitleleri arkalarına alı­yorlar. Hedefleri sosyal medya üzerinden geliştirdikleri etki alanlarını yapay zeka destekli videolar, üretilmiş haberler ve ideolojik propaganda ile “kü­resel bir nefrete” dönüştür­mek. Daha birkaç hafta önce sırf yönetimi protesto ettik­leri için rejim tarafından öl­dürülen binlerce insanın top­rağı kurumadan, şeytani em­peryalist amaçlara hedef olan “mazlum ve kurban” rolüne soyunmuş durumdalar. Bu rol, İran’ın ulusal kimliğinin de bir parçası zaten. İran halkı Kerbela’dan bu yana mazlum­larla özdeşleşen bir toplum. Siyasal kültürleri yalnızca ideolojik değil “yas ve şeha­det” kavramları üzerine inşa edilmiş. Acı çekmekten kork­muyor aksine besleniyorlar. Kolektif hafızanın merkezin­de yer alan ve karşılaşılan her zorlukta direniş ruhunu bes­leyerek politik mobilizasyona öncülük eden bu anlatı, İsla­mi rejimin toplumla arasında­ki en güçlü bağ. İran halkı açı­sından vurulmak, şehit olmak İmam Hüseyin’in kader yolu­na girmek anlamına geliyor.

Lakin zalimin zulmüne tes­lim olmuş da değiller. Karşı ta­rafa ulaşan her bir füzenin psi­kolojik yıkım kapasitesinin, binaları, tesisleri vurmaktan çok daha etkili olduğunu bili­yorlar. Bu yüzden savaş başla­madan önce alternatif askeri direniş modellerini de kurgu­lamışlar.

İran’ın Mozaik savunma stratejisi

İran’ın aynı anda birçok he­defe birden yönelen saldırı­ları şaşırtıcı. Zira bu strateji, algıyı ABD/İsrail bloku yeri­ne bir bölge savaşına dönüş­türebilir. Üstelik emperyalist­lerin tetiklediği bir Sünni-Şii çatışmasına dönüştürebil­me ihtimali de var. Sırf askeri üs barındırıyor diye İsrail ile ilişkileri kopartma noktasına gelmiş ülkeleri bile karşı safta toplayan bu yaklaşım, vurulan ülkelerin sağduyusu ve çeşitli diplomatik kontrol altına alın­mış görünüyor. Nitekim İran Cumhurbaşkanı Mesud Pe­zeşkiyan bu durumdan ötürü komşularından özür dileyen ve bir daha saldırmayacakla­rını ifade eden bir açıklama yapmak durumunda kaldı. Bu onun tek başına garantileyebi­leceği bir taahhüt değil kuşku­suz; çünkü İran’ın merkezi ka­rarları seçilmişler tarafından alınmıyor.

İran’ın yıllardır beklenen ABD/İsrail saldırısına karşı uygulamaya soktuğu Mozaik savunma stratejisinin özelliği dağınık olması. Her bir parça özerk ve kendine has görün­se de birleştiğinde bütün bir resim ortaya çıkabiliyor. İran Devrim Muhafızları, 2003 Irak savaşının ardından geliş­tirdikleri bu parçalı ama bir­birine eklemlenmiş güvenlik mimarisi ile merkezi otorite­nin yok edilmesi halinde ayak­ta kalması gereken unsurla­rı belirlemişler. Nitekim dini rehber Hamaney’in ve üst ko­muta kademesinin ilk vuruş­ta bertaraf edilmesi savunma stratejisinde bir aksaklık ya­ratmış görünmüyor.

Mobil ve küçük füze fırlat­ma sistemleri, yer altı tesis­leri, küçük deniz birlikleri ve bölgesel milis ağları ile ta­mamlanan bu yapı, ucuz ama etkili silah teknolojileri ile de tamamlanıyor. Devasa sa­vaş gemileri, koca şehirleri yok edebilme kapasitesine sa­hip füzeler, savaş uçakları ve dronelara karşı zayıflıklarını avantaja dönüştürme yolunu seçmişler. Ancak bu merkez­siz taktik, çevre ülkelere yöne­len ve genel strateji ile uyumlu olmayan başı bozuk saldırılara da yol açabiliyor. Bizim de bu konuda dikkatli olmamız şart. Nitekim NATO’nun savunma şemsiyesinin altında olmamı­zın önemini hep birlikte de­neyimledik. Savaşın asimet­rik olduğu çok açık. İran hava gücü ve donanması neredeyse tamamen bertaraf edildiği gibi füze envanteri de hızla tükeni­yor. Birkaç hafta içerisinde sa­vaşın yeni bir fazına geçilmesi beklenebilir. Rejimin dışarı­dan müdahale ile çökmesi ihti­mali yok gibi. Peki içeriden ge­lebilecek kışkırtmalara ve bö­lünme arayışlarına karşı rejim dayanabilir mi? Şimdilik görü­nen İran halkının bu konuda Suriye tecrübesinden çok şey edindiği.

ABD-İsrail İttifakı ve İran: Asimetrik Bir Savaş
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Finanshub Ekonomi & Borsa ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!