Burak Aksoy
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Mavi Vatan Tezi ve Ege Adaları Krizi

Mavi Vatan Tezi ve Ege Adaları Krizi

Mavi Vatan Tezi ve Ege Adaları Krizi

featured
Google'da Abone Ol
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kıbrıs’ın statüsü ve Ada etrafındaki hidrokarbon yataklarının paylaşımı, Heybeliada Ruhban Okulu‘nun açılması derken yine Yunanistan ile bir sorunlu saha daha gündeme geldi.

Ege Denizinde bulunan ve literatürde Egemenliği Anlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada,Adacık ve Kayalık (EGAYDAAK) olarak geçen coğrafi yapılar yeniden gündeme gelmeye başladı.

Uzun yıllardır Ege Sorunları başlığı altında hep sıcak tutulan EGAYDAAK sorunu, ilk olarak 1996 yılında Kardak Krizi adı ile tarihe geçen sorun olarak gündeme geldi.

Figen Akat isimli Türk kargo gemisinin, 25 Aralık 1995 tarihinde Bodrum’un 6,1 kilometre uzaklığındaki Kardak Kayalıkları’nda (İkizce/İmia) karaya oturması ile başlayan kriz, sonrasında bahse konu adanın mülkiyeti sorunun yaratmış ve 27 Ocak 1996 tarihinde Yunanlı askerlerin adaya çıkması ve adayı ablukaya alması ile iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmişti.

Mavi Vatan tezinden geri adım atmayan Türkiye Cumhuriyet Devleti, 30 Ocak’ı 31 Ocak’a bağlayan gece SAT Komandolarını yaptığı bir sızma operasyonu ile adaya asker çıkartarak konu üzerindeki hassasiyet ve kararlılığını net bir şekilde göstermiş ve ABD’nin arabuluculuğu ile konu kapanmıştır.

Konuya ilişkin olarak dönemin Yunan eski Dışişleri Bakanı Pangalos, “Türkler’in gücü bizden tabi ki daha üstündü. Eğer savaş olsaydı, bizim tarafımızda analar ağlayacaktı” diye konuştu. Ama yine de hukuki olarak haklı olmanın uluslararası platformlardan en önemli unsur olduğu unutulmamalıdır.

Şimdi gelelim konunun hukuki tarafına. Ege Denizi’ndeki adaları; coğrafi konumları, egemenlik devirlerinin tarihsel boyutları ve Ege Denizi’nin statüsünü tespit eden uluslararası anlaşmaların düzenleniş biçimleri yönünden dikkate aldığımızda, şöyle bir gruplandırmaya tabi tutmak mümkündür

  • Trakya ve Boğazönü (Çanakkale) adaları grubu
  • Saruhan (Doğu Sporat) adaları grubu
  • Menteşe adaları grubu ve Meis adası
  • Kuzey Sporat adaları grubu
  • Kiklad adaları grubu
  • Güney Ege adaları grubu (Girit adası ve çevresindeki adalar)

Söz konusu gruplandırma çerçevesinde yer alan adaların birçoğu, doğrudan bunların adları belirtilerek, çeşitli antlaşmalarla devredilmiş olmasına karşın EGAYDAAK’lara ilişkin bir anlaşma olmaması sebebiyle hali hazırda Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde sayılmaktadırlar.

Bu bağlamda, egemenlik iddiaları yönünden Türkiye ile Yunanistan arasında, “Kuzey Sporat adaları”, “Kiklad adaları” ve “Güney Ege adaları” grupları üzerinde hiçbir tartışma yokken; “Menteşe adaları”, “Saruhan adaları” ile “Trakya ve Boğazönü adaları” gruplarında yer alan 153 ada, adacık ve kayalıklar üzerinde Yunan tezleri kapsamında tartışma vardır. “Menteşe adaları” grubunda yeralan Kardak Kayalıkları da (İkizce Kayalıkları/İmia Rocks) bu kapsamdadır ve 1996’da yaşanan kriz Yunanistan’ın dayanaksız tezleri sebebiyle ortaya çıkmıştır.

1923 yilinda, Lozan Baris Antlasmas’’nin 12 nci maddesi ile Limni, Semadirek, Midilli, Sakiz, Sisam, Ahikerya, Taşoz, Bozbaba, Ipsara adalan askeri amaçlarla kullanilmamasi kaydiyla Yunanistan’in egemenligine; Asya kiyisindan üç milden az uzaklikta bulunan adalar Türk egemenligine birakilmistir. Bu antlasma hükmüne göre adacik ve kayaliklar egemenlik devrine konu olmamıştır ve Türkiye’nin adacik ve kayaliklar iizerindeki egemenlik haklar Osmanlıdan devralındığı şekilde devam etmiktedir.

Ege adalarnin bugünkü ihtilaflı statüsünü aydinlatacak temel metinler, 24 Temmuz 1923 Lozan Baris Antlasmas’’nin 6, 12, 15 ve 16 nci maddeleri ile 1947 tarihli Paris italyan Baris Anlasmas’nin 14 üncü maddesidir ve bu konu Türkiye için tartışmaya kapalıdır

Diğer taraftan mevzu bahis153 adet EGAYDAAK’ın diger “deniz yetki alanlarının” paylaşım oranlarını değistirecek yönde büyük etkileri vardir. Çünkü bu kayalıkların “karasuları”ve karasular oldugu icin de “hava sahası” vardir. Kıta sahanlığı ve üzerlerinde ekonomik bir faaliyet varsa adalarin kendilerine ait “münhasir ekonomik bölgeleri” mevcuttur. Dolayisi ile son 20 yıldır gündemde bulunan söz konusu ada/adacikların egemenlik tartışması esasen çok boyutludur. Halen yürürlükte olan altı mil karasuyu rejimine gore bu ada, adacık ve kayalıkların olusturduğu karasuları alanı Ege Denizinin yaklaşik % 6’lık kısmını oluşturmaktadir. Ege’de Yunanistan’ın karasularının % 38,66 iken Türkiye nin sadece % 7.5 oldugu göz önüne alındığında EGAYDAAK’ların önemi bir daha net anlaşılacaktır.

Sonuç olarak 81 ilden farksız bir statüsü olan ve Mavi Vatan’ın ayrılmaz bir parçası olan EGAAYDAK’lar için Türkiye 1996’daki çizgisinden taviz vermeden, tezlerini savunarak bu konuda kararlılığını göstermek zorundadır.

Cahit Külebi dizelerinde diyor ya;

Bu toprak bizim yurdumuzdur
Deli gönül yücesine çıkar,
Bir üveyik olur uçar gider
Ardahandan Edirneye
Edirneden Ardahana kadar.

İşte artık yurt sadece toprak değil, sonsuz maviliği ile Mavi Vatanı da içine aldığı akıllardan çıkartılmamalıdır.

Mavi Vatan Tezi ve Ege Adaları Krizi
0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Finanshub Ekonomi & Borsa ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!