Türkiye, son yıllarda enerji alanında yaptığı yatırımlarla dünyanın sayılı elektrik üretim altyapılarından birine sahip ülkeler arasına girdi. Bugün ülke genelinde faaliyet gösteren elektrik santrali sayısı 35 bini aşarken, toplam kurulu güç 120 bin megavat seviyesine ulaştı.
Enerji sektöründeki dönüşümün en dikkat çekici yönünü ise yenilenebilir enerji yatırımları oluşturuyor. Türkiye’de faaliyet gösteren 35 bini aşkın santralin yaklaşık 32 bini güneş enerjisi tesislerinden oluşuyor. Çatı uygulamaları ve lisanssız üretim yatırımları sayesinde güneş enerjisi son yılların en hızlı büyüyen elektrik üretim kaynağı haline geldi.

Hidroelektrik santralleri yaklaşık 770 tesisle elektrik üretiminde önemli bir yer tutarken, rüzgar enerjisinde faaliyet gösteren santral sayısı 380’e yaklaştı. Doğal gaz santralleri yaklaşık 370 tesisle sistemin arz güvenliğinde kritik rol oynarken, biyokütle santrallerinin sayısı da 370 seviyesine ulaştı. Jeotermal enerjide Avrupa’nın önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’de yaklaşık 65 jeotermal santral faaliyet gösterirken, kömür kaynaklı üretim yapan santral sayısı ise 70 civarında bulunuyor.
Kurulu güç dağılımına bakıldığında yenilenebilir kaynakların payı her geçen yıl artıyor. Güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 30’a yaklaşırken, hidroelektrik yatırımlarıyla birlikte yenilenebilir enerji kaynakları Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinin yarısından fazlasını oluşturuyor.
Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde depolamalı güneş ve rüzgar santralleri, hibrit enerji projeleri ve enerji depolama sistemleriyle birlikte Türkiye’nin elektrik üretim kapasitesinin daha da büyümesi bekleniyor. Böylece hem enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi hem de enerji ithalatının azaltılması hedefleniyor.
Bugün gelinen noktada Türkiye, 120 bin megavatı aşan kurulu gücü ve 35 binden fazla elektrik santraliyle Avrupa’nın en büyük enerji üretim altyapılarından birine sahip ülkeler arasında yer alıyor.















