TBMM’ye sunulan kanun teklifi, yurt dışı varlıkların ekonomiye kazandırılmasını teşvik ederken ihracatçı şirketlere vergi indirimi ve finans sektörüne uzun vadeli avantajlar getiriyor.
Vergi sisteminde kapsamlı değişiklikler öngören yeni düzenleme, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine geldi. AK Parti milletvekillerinin imzasını taşıyan “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, hem şirketlerin vergi yükünü hem de Türkiye’ye yönelik sermaye akışını doğrudan etkileyecek önemli başlıklar içeriyor.
Teklifin en dikkat çeken maddelerinden biri, yurt dışında bulunan varlıkların Türkiye’ye getirilmesine yönelik sağlanan güvence oldu. Buna göre gerçek ve tüzel kişiler, yurt dışındaki para, altın, döviz ve menkul kıymetlerini 31 Temmuz 2027’ye kadar banka veya aracı kurumlara bildirmeleri halinde, bu varlıklara ilişkin hiçbir şekilde vergi incelemesi ve tarhiyatla karşılaşmayacak. Ancak bu imkândan yararlanabilmek için bildirilen varlıkların iki ay içinde Türkiye’ye getirilmesi ya da hesaplara aktarılması şartı aranacak.
Düzenleme, varlıkların Türkiye’de tutulma süresine göre değişen kademeli bir vergi sistemi de getiriyor. Buna göre varlıklarını uzun vadede sistemde tutmayı taahhüt edenler için vergi oranı sıfıra kadar düşerken, kısa vadeli bildirimlerde oran yüzde 5’e kadar çıkabiliyor. 2027 yılı içinde yapılacak bildirimlerde ise oranlar yarım puan artırımlı uygulanacak.
Kanun teklifinin bir diğer önemli ayağını ise ihracatçı şirketlere yönelik vergi avantajları oluşturuyor. Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında yapılması öngörülen değişiklikle, halen yüzde 25 olan kurumlar vergisi oranı, ihracat gelirleri için ciddi şekilde düşürülüyor. Buna göre imalatçı ihracatçıların sadece kendi ürettikleri malların ihracatından elde ettikleri kazançlar yüzde 9 oranında vergilendirilirken, diğer ihracatçıların kazançlarında bu oran yüzde 14 olarak uygulanacak. Söz konusu düzenlemenin 2027 yılından itibaren yürürlüğe girmesi planlanıyor.
Öte yandan teklif, asgari kurumlar vergisi uygulamasında da değişikliğe gidiyor. Transit ticaret, nitelikli hizmet merkezleri ve finansal hizmet ihracatı gibi alanlara sağlanan indirimlerin, vergi matrahından düşülebilmesine imkan tanınacak. Bu değişikliğin 2026 yılı itibarıyla geçerli olması öngörülüyor.
Finans ve teknoloji alanında da dikkat çekici teşvikler yer alıyor. İstanbul Finans Merkezi kapsamında faaliyet gösteren kuruluşlara sağlanan kurumlar vergisi indiriminin süresi 2047 yılına kadar uzatılırken, finansal faaliyet harçlarına yönelik muafiyetin süresi de 20 yıla çıkarılıyor. Ayrıca “teknogirişim” rozetine sahip şirketlere daha esnek sermaye artırımı imkânı sağlanması ve yeni kurulan dijital girişimlerin üç yıl boyunca bazı aidatlardan muaf tutulması planlanıyor.
Ekonomi çevreleri, düzenlemenin özellikle ihracatçı şirketler açısından önemli bir kârlılık artışı yaratabileceğine dikkat çekiyor. Kurumlar vergisindeki düşüşün, bu şirketlerin net kâr marjlarını yukarı çekeceği ve rekabet güçlerini artıracağı değerlendiriliyor. Aynı zamanda yurt dışı varlıkların Türkiye’ye getirilmesine yönelik düzenlemenin, bankacılık ve finans sektöründe likiditeyi artırarak dolaylı bir hareketlilik yaratması bekleniyor.
Bununla birlikte bazı uzmanlar, vergi indirimlerinin kısa vadede kamu gelirlerinde azalmaya yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Yurt dışından gelecek varlıkların kalıcılığı ve ekonomiye uzun vadeli katkısı ise düzenlemenin başarısını belirleyecek temel unsurlar arasında gösteriliyor.
Genel çerçevede değerlendirildiğinde, teklifin üç ana hedefe odaklandığı görülüyor: Türkiye’ye döviz girişini artırmak, ihracatçıların kârlılığını desteklemek ve finans ile teknoloji alanlarında yatırım ortamını güçlendirmek. Bu yönüyle düzenleme, yalnızca vergi sisteminde değil, aynı zamanda piyasa dinamiklerinde de yeni bir dönemin kapısını aralayabilir.













