Yatırımda kazanç, doğrudan şirketin ürettiği değere dayanır. Bir şirket gelecekte bugünden daha fazla kâr edebilme potansiyeline sahipse, uzun vadede hisse fiyatı da bu büyümeyi yansıtır. Kısacası gerçek yatırımcının kazancı, şirketin faaliyetlerinden ve yarattığı somut değerden beslenir. Nitekim değer yatırımcılığının babası Benjamin Graham’ın da dediği gibi: “Piyasa kısa vadede bir oylama makinesi, uzun vadede ise bir tartı makinesidir.” Uzun vadede her zaman gerçek değer ağır basar.
Manipülasyonda ise durum tamamen farklıdır; kazanç, suni fiyat hareketlerinden doğar. Ortada üretilen yeni bir değer yoktur, sadece para el değiştirir. Şişirilmiş fiyattan satan kişi kazanırken, o fiyattan alım yapan yatırımcı çoğu zaman büyük kayıplar, yıkım yaşar. Yani manipülasyon, birinin kazancının doğrudan başkasının zararı üzerine kurulduğu sıfır toplamlı bir oyundur.
Şöyle düşünün: Ortada bir para vardır ama altı tamamen boş ve o parayı ilk kapan kazanır. Ancak o parayı alabilmek için masadaki diğer kişileri yalan ve hileyle kandırılması gerekir. Gerçekler ortaya çıkıp oyun bittiğinde, masada kalanlar için tablo o kadar vahimdir ki yaşanan zarar, yıkım muazzam boyutlara ulaşır.
İşte tam da bu yüzden manipülasyon, son derece kirli ve acımasız bir şeydir.













