Avrupa’da yüksek sıcaklıklar ve yağışların yetersiz kalması nehirlerdeki su seviyelerini düşürürken, enerji arzı üzerindeki baskı da artıyor. Avrupa Birliği Komisyonu, özellikle Macaristan, Romanya ve Güneydoğu Avrupa’daki gelişmelerin yakından takip edildiğini açıkladı.
Avrupa’da etkisini sürdüren kuraklık, enerji sektöründe yeni bir risk başlığı haline geldi. Nehirlerde su seviyelerinin ve debilerin gerilemesi, hidroelektrik üretiminin yanı sıra soğutma amacıyla nehir suyuna ihtiyaç duyan nükleer ve termik santraller açısından da endişeleri artırdı.
AB Komisyonu Sözcüsü Eva Hrncirova, Brüksel’de düzenlenen günlük basın toplantısında kuraklığın elektrik arz güvenliğine etkisine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Hrncirova, kuraklık ve nehirlerdeki düşük su seviyelerinin elektrik arz güvenliği üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini belirterek, özellikle Macaristan, Romanya ve Güneydoğu Avrupa’daki gelişmelerin izlendiğini söyledi.
AB OPERATÖRLERLE YAKIN TEMASTA
Elektrik arzına ilişkin ayrıntılı verilerin ülkelerin elektrik iletim sistemi operatörlerinde bulunduğunu belirten Hrncirova, AB Komisyonunun söz konusu operatörlerle koordinasyon halinde çalıştığını ifade etti.
Konu, AB Elektrik Koordinasyon Grubu’nun gerçekleştirdiği toplantıda da gündeme geldi.
Hrncirova, Avrupa elektrik sistemindeki mevcut tabloyu, “Genel olarak, su seviyeleri nedeniyle durum sıkışık. Ancak durum güvenli ve istikrarlı.” sözleriyle değerlendirdi.
DÜŞÜK SU SEVİYELERİ SANTRALLER İÇİN RİSK
Avrupa’da son dönemde yüksek sıcaklıklarla birlikte yağışların yetersiz kalması, birçok nehirde su seviyelerinin önemli ölçüde düşmesine yol açtı.
Bu durum enerji üretimini birden fazla kanaldan etkileyebiliyor. Su miktarındaki azalma hidroelektrik santrallerinin üretim kapasitesini sınırlarken, nehir suyunu soğutma sistemlerinde kullanan nükleer ve termik santraller açısından da operasyonel risk oluşturuyor.
AB Komisyonu mevcut durumda elektrik arzının güvenli ve istikrarlı olduğunu vurgulasa da kuraklığın devam etmesi halinde nehirlerdeki düşük su seviyelerinin Avrupa enerji sistemi üzerindeki baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor.














